25 dosyada 28 faili meçhul cinayet aydınlatıldı
Adalet
Bakanı Akın Gürlek’in, "Hiçbir faili meçhul karanlıkta kalmayacak; adalet
er ya da geç mutlaka tecelli edecektir" sözleri sahada karşılık buldu.
Adalet Bakanlığı Faili Meçhul Suçları Araştırma Başkanlığı’nın çalışmalarıyla,
üç ay gibi kısa bir sürede 25 dosyadaki 28 faili meçhul cinayet aydınlatıldı.
Adalet
Bakanı Akın Gürlek’in talimatıyla, 24 Nisan 2026 tarihinde Adalet Bakanlığı
Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma
Daire Başkanlığı, kamuoyunda infial oluşturan kasten öldürme ve kayıp
olaylarını yeniden mercek altına aldı. Türkiye’nin farklı illerinde yıllardır
karanlıkta kalan 638 cinayet ve kayıp dosyanın tozlu raflardan indirilmesiyle
açılan yeni soruşturmalarla, 25 dosyadaki 28 faili meçhul cinayet aydınlatıldı.
Türkiye genelinde 75 ilde bulunan 638 dosya üzerinde araştırma ve değerlendirme
süreci başlatıldı. Bu çalışmalar sonucunda 59 ilde, 168 maktulün bulunduğu 155
dosya yeniden incelemeye alındı. Bunlardan 47 kişinin hayatını kaybettiği 44
dosya için Cumhuriyet başsavcılıkları ve kolluk birimleri bünyesinde özel
çalışma ekipleri oluşturuldu.
Soruşturmalar
kapsamında 79 şüpheli hakkında tutuklama, 21 şüpheli hakkında ise adli kontrol
kararı verildi.
‘En son
teknolojiler kullanılıyor’
Adalet
Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları
Araştırma Daire Başkanlığı’nda bugüne kadar çözülememiş dosyalarla ilgili
tecrübeli isimlerden oluşan özel ekipler oluşturuldu. Alanında ihtisas yapmış
uzmanlar dosyalarda yer alan mevcut tüm adli kayıtları, kriminal bulgular, HTS
raporları ve baz kayıtları, dijital materyallerden oluşan tüm delilleri
günümüzün gelişen son teknolojik imkanlarını da kullanarak incelemeye alıyor.
Geçmişte verilen takipsizlik kararları yeni bulgular doğrultusunda yeniden
değerlendirilirken, dairenin incelemesiyle ilerletilen süreçte Savcılıklara
bilgi verilmek suretiyle faili meçhulleri aydınlatmak için yürütülen çalışmalar
devam ediyor.
Eski kamera
görüntülerinden HTS kayıtlarına, İstanbulkart verilerinden topuk kanı
bilgilerine, sigara izmaritlerindeki DNA’dan yıllar önce yazılmış bir cezaevi
dilekçesine kadar çok sayıda delil yeniden değerlendirildi.
Kaza denildi
cinayet çıktı
Yeniden ele
alınan dosyalardan biri, 28 Mart 2023 tarihinde Marmaris’te silahla vurularak
hayatını kaybeden Abdullah Uslu’ya aitti. İlk soruşturmada Uslu’nun alkollü
olduğu ve silahı beline takarken kendisini vurduğu kabul edilerek takipsizlik
kararı verilmişti.
Maktulün
kızının itirazı üzerine kaldırılan takipsizlik kararının ardından olay yeri
inceleme raporları, iletişim ve kamera kayıtları ile yeni ifadeler yeniden
değerlendirildi. Yapılan çalışmalar sonucunda olayın kaza değil cinayet olduğu
yönünde bulgulara ulaşıldı. Soruşturma kapsamında iki şüpheli tutuklanırken iki
şüpheli hakkında adli kontrol kararı verildi.
Nevşehir’in
Ürgüp ilçesinde 2016 yılında öldürülen Fatma ve İbrahim Teryaki çiftinin
dosyasında da aile içindeki suç gizleme girişiminin çözüldüğü belirtildi. Daha
önce yargılanıp beraat eden bir kişinin ardından dosyanın yeniden açılmasıyla
yeni ifadeler alındı. Soruşturmada cinayetin aile bireylerinin planlamasıyla
gerçekleştirildiği iddiasına ulaşıldı. Bir şüpheli tutuklanırken diğer şüpheli
hakkında ev hapsi kararı verildi.
24 yıllık
dosyayı 14 yıllık dilekçe çözdü
Aydın’ın
Germencik ilçesinde 2002 yılında öldürülen Galip Öztürker’in dosyası, yıllar
önce cezaevinden gönderilen ancak soruşturmanın sonuçlandırılmasını
sağlayamayan bir dilekçenin yeniden incelenmesiyle açıldı.
Dosyada,
şüphelilerden birinin 2012 yılında cezaevinden savcılığa gönderdiği ve suçla
ilgili ayrıntılı anlatımlar içeren dilekçesi bulundu. Faili Meçhul Suçları
Araştırma Daire Başkanlığının kurulmasının ardından bu dilekçe; tanık
teşhisleri, telefon kayıtları ve diğer delillerle birlikte tekrar
değerlendirildi.
Yürütülen
çalışmalar sonucunda beş şüpheli tutuklandı ve haklarında dava açıldı. İlk
duruşmada verilen tahliye kararına yapılan itiraz üzerine dört sanık hakkında
yeniden tutuklamaya yönelik yakalama emri çıkarıldı. 4 sanık yakalanarak
tutuklandı.
İstanbulkart,
HTS ve 372 saatlik kamera kaydı
Başkanlığın
çalışmalarında dijital veriler de önemli rol oynadı. 2016 yılında İstanbul
Şişli’de, "Mezdeke Dans Üçlüsü" üyelerinden Aynur Kanbur’un
öldürülmesine ilişkin dosyada HTS, baz istasyonu, kamera ve İstanbulkart
kayıtları birlikte incelendi.
Şüphelilerin
telefonlarını olaydan önce kapattıkları, olaydan sonraki gün yeniden açtıkları
ve aralarında mesajlaşma bulunduğu tespit edildi. Düzenlenen eş zamanlı
operasyonda yakalanan üç şüpheli tutuklandı.
Karaman’da
2008 yılında kaybolduktan sonra cesedi baraj yakınlarında bulunan terzi Erkan
Erkara’nın dosyasında ise 372 saatlik güvenlik kamerası görüntüsü ile yaklaşık
40 kişinin HTS ve baz kayıtları incelendi.
Teknik
analizlerde maktulün son görüştüğü kişi ve şüphelinin telefonunun cesedin
bulunduğu bölgeden sinyal verdiği belirlendi. Yakalanan şüpheli tutuklanırken
hakkında kasten öldürme ve gece vakti silahlı yağma suçlarından dava açıldı.
Çalınan
telefon 12 yıl sonra şüphelilere ulaştırdı
Antalya’da
2014 yılında bir inşaatın bekçi kulübesinde öldürüldükten sonra cesedi yakılan
Şeref Kocabıyık’ın dosyasında, olay yerinden çalınan cep telefonu soruşturmanın
kilidini açtı.
Maktule ait
telefonun olaydan yaklaşık dört ay sonra Gaziantep’te kullanıldığı belirlendi.
Telefonu kullanan kişilerle maktulün çalıştığı inşaatta bulunan kişiler
arasındaki bağlantılar, HTS ve baz kayıtları üzerinden ortaya çıkarıldı.
Yapılan operasyonlar sonucunda üç şüpheli tutuklanırken iki şüpheli hakkında
adli kontrol kararı verildi. Yurt dışında bulunduğu belirlenen bir şüpheli
hakkındaki çalışmaların ise sürdüğü kaydedildi.
Çöpte
bulunan bebeğin kimliği topuk kanından belirlendi
Manisa’da
2010 yılında bir çöp poşeti içerisinde bulunan kız bebeğin dosyasında da sağlık
kayıtları belirleyici oldu. Otopsi bulgularından bebeğin hastanede doğmuş ve
topuk kanı alınmış olabileceği değerlendirildi. Olay tarihinde doğan ve topuk
kanı alınan bebeklere ait Sağlık Bakanlığı kayıtları incelendi. Kayıtlarda bir
kadının kız bebeğinden topuk kanı alındığı ancak sistemde yaşayan bir çocuk
kaydının bulunmadığı tespit edildi. Yakalanan şüphelinin bebeği doğumdan sonra
çöp konteynerinin yanına bıraktığını söylediği, kardeşinin de bu anlatımı
doğruladığı belirtildi. Anne tutuklanırken kardeşi hakkında konutu terk etmeme
şeklinde adli kontrol kararı uygulandı.
20 yıldır
resmî kaydı olmayan kişi DNA ile bulundu
Batman’ın
Kozluk ilçesinde 2007 yılında bulunan ve yüzü teşhis edilemeyen erkek cesedinin
kimliği yaklaşık 19 yıl sonra belirlendi. Başkanlığın koordinasyonunda yapılan
çalışmalarda, kayıp başvurusu bulunan kişilerin yanı sıra uzun yıllardır hiçbir
resmî kurumla işlem yapmayan kişiler de araştırıldı. 2007 yılından beri resmî
kaydı bulunmayan Aydın Özcan üzerinde yoğunlaşıldı.
Özcan’ın
çocuklarından alınan DNA örnekleri ile cesetten elde edilen DNA’nın eşleşmesi
sonucunda kimlik tespiti yapıldı. Saha çalışmaları, tanık anlatımları ve
iletişim kayıtlarının ardından düzenlenen operasyonda gözaltına alınan
şüphelilerden altısı tutuklandı, dört şüpheli hakkında adli kontrol kararı
verildi.
Sigara
izmaritlerindeki dna failleri işaret etti
Diyarbakır’da
2016 yılında mera arazisinde öldürülen Mehmet Emin Karaalp’in dosyasında, olay
yerinde bulunan dört sigara izmariti yeniden incelendi.
Adli Tıp
Kurumunun moleküler genetik çalışmalarında izmaritlerden elde edilen DNA
profilleri ile şüphelilerden alınan örnekler arasında eşleşme sağlandı. HTS ve
daraltılmış baz incelemeleriyle bazı şüphelilerin olay saatinde bölgede
bulunduğu belirlendi.
Mera
kullanımı ve hayvancılık faaliyetlerinden kaynaklanan husumet nedeniyle
işlendiği değerlendirilen cinayetle ilgili beş şüpheli tutuklanırken üç şüpheli
adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Cansız beden
portakal bahçesinde bulundu
Hatay’da
2012 yılından beri kayıp olan Selbi Uyğur’un dosyasında ise cezaevindeki
şüphelilerin anlatımları ve yer gösterme işlemleri sonucunda yeni bulgulara
ulaşıldı.
Şüphelilerden
birinin Selbi Uyğur’un öldürülerek Dörtyol ilçesindeki portakal bahçelerinin
yakınına gömüldüğünü söylemesi üzerine yaklaşık 300 metrelik alan belirlendi.
Başka bir şüphelinin de cinayeti itiraf etmesinin ardından kazı çalışmaları
başlatıldı.
Çalışmalarda
kadın kıyafetleri içerisinde insan kemikleri bulundu. Kemiklerden elde edilen
DNA profili ile Selbi Uyğur’un anne ve babasından alınan örneklerin eşleşmesi
sonucunda 14 yıllık kayıp dosyasındaki cansız bedenin kimliği tespit edildi.
"Suç ve
suçlu ile mücadele konusunda kararlıyız"
Bu büroyu
kurma amaçlarının suç ve suçlu ile mücadele konusunda kararlılığı ortaya koymak
olduğunun altını çizen Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Faili meçhul suçlarla
mücadeleyi ben şahsen çok önemsiyorum. Ben göreve geldikten sonra 28 faili
meçhul cinayet aydınlatıldı. Bu çok önemli. 20-25 yıl önce işlenmiş olan
cinayetler. Yani devlet mutlaka hesabını sorar. Yani o zaman ortaya çıkmamıştır
ama daha sonradan mutlaka bunu yapanları ortaya çıkarmak devletin en büyük
görevidir" demişti.
Bakan
Gürlek, 15-20 yıl önce işlenmiş bir cinayetin ortaya çıkarılmasının vatandaş
nezdinde de önemli olduğunu söylemişti.
Yeniden
incelenen dosyalar arasında Rojin Kabaiş, Rojvelat Kızmaz, Gülistan Doku, Çağla
Tuğaltay ve Rabia Naz Vatan’ın dosyaları ile Fenerbahçe Spor Kulübü otobüsüne
yönelik silahlı saldırı soruşturması da bulunuyor. Bu dosyalara ilişkin
inceleme ve soruşturmalar ise devam ediyor.
Faili Meçhul
Suçları Araştırma Daire Başkanlığı, kuruluşunun ardından yürüttüğü kapsamlı
çalışmalarla kısa sürede 25 dosyadaki 28 faili meçhul cinayet ve kayıp olayını
aydınlattı. Çözüme kavuşturulan dosyalardan Teryaki dosyasında iki,
Elmalı-Korkuteli dosyasında ise üç kişinin yer aldığı belirlendi. İşte
başkanlığın düğümünü çözdüğü dosyalardaki o isimler:
"Abdullah
Uslu, Fatma Teryaki, İbrahim Teryaki, Kübra Yapıcı, Kadriye Tetik, Havva
Yıldırım, Sevda Atalay, Galip Öztürker, Zeynep Aydın, Aynur Kanbur, Şeref
Kocabıyık, Maia Khimshiashvili, Erkan Erkara, Dorukhan Büyükışık, Mehmet Şirin,
kimliği belirlenemeyen kız bebek, Aysel Yıldırım, Nesim Bayram, Evindar Tiğrak,
Aydın Özcan, Ahmet Aktaş, Yusuf Sayaner, Mehmet Emin Karaalp, Esra Aşık, Ali
Sarıoğlu, Gültekin Yıldırım, Selbi Uyğur ve Mehmet Ali Türkmen."