Bakan Tekin: "Değişikliklerin neticesinde uluslararası göstergelerde çıtamız yukarıya doğru çıkmaya başladı"
Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Değişikliklerin neticesinde uluslararası göstergelerde çıtamız yukarıya doğru çıkmaya başladı" dedi.
Bakan Tekin, bir dizi programa katılmak için geldiği Yalova’da ilk olarak valilik ziyareti gerçekleştirdi. Bakan Tekin, sonrasında Sabri Ekşinozluğu Anadolu İmam Hatip Lisesi ile Zehra Ekşinozluğu Anadolu İmam Hatip Lisesi’nin açılış törenine katıldı. Törende konuşan Bakan Tekin, eğitimde fiziki altyapının geliştirilmesi, beceri temelli müfredat ve milli-manevi değerlerin öğrencilere kazandırılması konularında değerlendirmelerde bulundu.
Bakan Tekin, konuşmasında eğitim öğretim yılının başlamasıyla yaşanan heyecana değinerek, "2001 yılında Cumhurbaşkanımızın AK Parti’yi kurarken ’Artık Türkiye’de hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’ sözüyle başlattığı bir süreç vardı. Özetle şunları söylüyordu, dünyada derslik başına düşen öğrenci sayısı 20 iken, öğretmen başına düşen öğrenci sayısı 15-20 iken Türkiye’de bu rakamlar niye yüksek? Niye Türk gencini 70-80 kişilik sınıflarda ve sağlıklı olmayan eğitim öğretim koşullarında eğitim almak durumunda bırakıyoruz? Bu sorunu çözmemiz lazım. Bu sorunu çözmek için ne gerek? Bütçe lazım, para lazım. Bakın sevgili arkadaşlar, o gün Türkiye’de bizim gençlerimiz, çocuklarımız 350 bin sınıfta ders görüyordu. Bu 350 binin yarısı ya ömrünü tamamladığı için ya da doğal afetler sebebiyle yıkıldı. 150-200 bin civarında eskiden kalma sınıfımız var. Peki AK Parti iktidarı döneminde, yani şu anda kaç sınıfımız var biliyor musunuz? 750 bin sınıfımız var arkadaşlar. Yani 150 binden neredeyse 750 bine rakamlara çıkmışız. Bu kaynak ayırarak mümkün. Aynı şeyi öğretmen atamalarında yaptık. Nitekim 2013-2014 yılında bunları uluslararası ortamlarda anlatırken, uluslararası ortamlarda bize hep şu söyleniyordu: Tamam, bunları yapıyorsunuz ama niye uluslararası göstergelerde, uluslararası değerlendirme mekanizmalarında hâlâ bir kıpırdama yok? Niye hâlâ aşağılardasınız? Bu soruların cevaplarını arıyorduk. Onların raporlarında da bu sorularla ilgili iki tane ana eleştiri var. Bu eleştirilerden birisi şu diyor ki siz hâlâ 1970’li, 1980’li, 1990’lı yıllardaki gibi çocuklara bilgi vermeyi eğitim zannediyorsunuz. Böyle yaparsanız olmaz çünkü çocuk zaten bilgiyi şimdi başka yerlerden de alabiliyor. O 90’lı yıllarda, bizlerin 80’li yıllarda okula gittiğimiz dönemlerde bilgi edinmek için okuldan başka hiçbir imkânımız yoktu. Hâl böyle olunca bizim eğitim sistemimiz başarısız oluyor. Uluslararası göstergelerde karşılığı yok. Peki ne yapmamız lazım? Yapılması gereken şey şu: Çocuğa bilgi vermek yerine bilgiyi analitik bir biçimde kullanabilmeyi, eleştirel düşünebilmeyi ve elde ettiği bilgiyi gündelik hayatta beceriye, hayat becerisine, yaşam becerisine dönüştürebilmeyi öğretmemiz lazım ki okullar çocuklar için cazip hâle gelsin, okullar işlevsel olsun, okullarda verdiğimiz bilgi uluslararası göstergelerde bize karşılık olarak dönsün" dedi.
Müfredat eleştirilerine de değinen Tekin, "İkinci bir konu daha var. Bu eleştirilerde diyorlar ki yine aynı mantıkla siz ne bulduysanız müfredata doldurmuşsunuz. Dolayısıyla herhangi bir öğretmenin haftalık üç saat dersi var. O üç saat derste o müfredatı yetiştirebilmek için koşturup duruyor. Koşturunca diyor ki benim dersimi altı saate çıkartın. Çıkartamayız. Çıkartırsak altmış saat yapıyor haftada. Çıkartamayınca anlatamıyor, eksik anlatıyor, hızlı anlatıyor. Hızlı anlatınca çocuklar anlamıyor. Peki bunun faturasını nasıl ödüyoruz? Öğretmen başarısız, öğrenci başarısız, eğitim sistemi başarısız, okul başarısız. Niye o kadar bilgi veriyoruz? Dünyadaki diğer ülkeler bu kadar bilgi veriyor mu? Vermiyor. O zaman bunu çözersek sorunu ciddi şekilde hallederiz diye bir mantıkla hareket ettik" diye konuştu
Tekin, eğitim sistemindeki eleştirilerle ilgili ise şöyle konuştu:
"Üçüncü bir eksiğimiz daha vardı. Üçüncü eksiğimiz de siyasetçimiz sokağa çıktığında seçmeni, vatandaş, Anadolu insanı diyor ki eğitim sisteminden şikâyetçi. ’Çocuklarımıza değerlerimizi öğretmiyor. Çocuklarımıza kültürümüzü öğretmiyor. Çocuklarımıza yetimlerin hakkına, hukukuna sahip çıkmayı öğretmiyor.’ O zaman yapmamız gereken üçüncü şey de çocuklarımıza milli ve manevi değerlerimizi, insani ve toplumsal değerlerimizi öğretecek bir program oluşturmak. Dolayısıyla Cumhurbaşkanımızın kaynak ayırarak binbir fedakârlıklarla teknolojik altyapısını, fiziki kapasitesini, fiziki altyapısını geliştirdiği okulların içini doldurmak için atılması gereken bu üç adım. Bu üç adımı atmamız gerekiyor. Bunu ne zamandan beri tartışıyoruz? Dediğim gibi ben 2013’te müsteşar oldum. Müsteşar olduğumdan itibaren bunun altyapısını oluşturmaya başladım. Ve 2023 yılında bakanlık görevine başladıktan sonra da bu söylediğim üç parametre ışığında müfredatımızı değiştirdik. Ne yapmış olduk? Bir, müfredatımızı bilgi vermeye değil, beceri kazandırmaya. İki, müfredatımızı gereksiz ağırlıklardan, ileriki öğrenme süreçlerinde öğrenebilecekleri şeyleri ileriki öğrenme süreçlerine bıraktık ve gereksiz diye tanımladığımız veya o yaş düzeyi için uygun olmadığını tespit ettiğimiz içerikten arındırdık. Üç, milli ve manevi değerlerimizi müfredatımızın içerisine yerleştirdik. Çocuklarımızın gündelik hayatla ilgili düşüncelerini oluşturan kavram setlerini bu milli ve manevi değerlerimiz doğrultusunda değiştirdik. Mesela müfredatımızda Haçlı Seferleri kavramı var. Sefer deyince Osmanlı’da Viyana’ya sefer etmiş, Haçlılar da bize sefer etmişler. Aynı şey oldu. Çok masum bir şey olarak görüyoruz. Ama bunun adı Haçlı Seferi değil. Bunun adı saldırı. Haçlı saldırıları. Haçlı Seferleri dediğimizde çocuklarımız çok masum bir şeymiş gibi görüyor. Aynı şey coğrafi keşifler kavramı. Yani Avrupalılar kalkıyorlar, Amerika’da coğrafi keşif yapıyorlar. Keşif dediğiniz, daha önce olmayan bir yeri bulmak. E peki orada insan yok muydu? E vardı. Peki ne yaptılar? Sömürdüler. O zaman çocuklara siz onların sömürgecilik faaliyetini coğrafi keşif olarak tanımlarsanız onların sömürgeci olduğunu çocuğa ifade edemeyiz. Bizim ülkemize yapılan saldırıları sefer olarak tanımlarsa onun bir savaş olduğunu, onun bir saldırı olduğunu anlatamayız. Dolayısıyla bu üç parametre ışığında müfredatımızı değiştirdik. Bu değişikliklerin neticesinde uluslararası göstergelerde çıtamız yukarıya doğru çıkmaya başladı."
Geçtiğimiz hafta Bratislava’daki toplantıya katıldığını dile getiren Tekin, "Toplantıyı yöneten, toplantıya katılan OECD yöneticileri, PISA yöneticileri, başka ülkelerin eğitim bakanları Türkiye’yle ilgili, eğitim sistemimizle ilgili o kadar güzel cümleler kurdular ki inanılmaz derecede mutlu oldum. Emeği geçen herkese, başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere şükranlarımı sunuyorum. Bütün öğretmen arkadaşlarımıza teşekkürlerimi sunuyorum. Orada Türkiye, diğer istatistik rakamlarla sizleri yormak istemiyorum, birçok alanda, daha doğrusu üç alanın tamamında da puanını yükseltti. OECD ortalamasının üstüne çıktı. Bu alanlarda puanını, performansını en anlamlı şekilde artıran ülke oldu. OECD üyesi ülkeler içerisinde puanını artıran tek ülke. Sadece bu da değil, fırsat eşitliği açısından en alttaki öğrenciyle en üstteki öğrencilerin performanslarını iyileştirme noktasındaki en başarılı OECD ülkesi oldu. Bakın bunlar gerçekten çok önemli yerler. Bütün bunları yaparken muhalefet şimdiye kadar bize OECD ve PISA üzerinden eleştiri yapan muhalefet şimdi sus pus, hiçbir şey söyleyemiyorlar. Söyledikleri, açıkladıkları şeyler, mesela bugün baktım sabahleyin basına diyor ki evet bu oldu ama bunun sebebi okul öncesi eğitimin yaygınlaşması. Peki kim yaygınlaştırdı okul öncesini? Yani 2002 yılında yüzde 11’di okul öncesi eğitim. Şimdi yüzde 80’lerin üzerine çıktı. 2002 yılından sonra o zaman zımnen kabul ediyorsunuz demektir. Diyor ki evet başarı var ama bu başarı öğretmenlerin, genç nüfusun, öğretmenler arasındaki genç nüfusun artmasından oldu. Peki bu öğretmenleri kim atadı arkadaşlar? Dolayısıyla hani merd-i Kıpti şecaat arz ederken sirkatin söylermiş örneğinde olduğu gibi eleştirmeye çalışırken de bizi, Cumhurbaşkanımızı ve yaptıklarımızı övmek zorunda kaldılar. Yine de yetmez ama evet diyoruz. Bu kadarıyla da iktifa ediyoruz. Daha fazlasını da zaten beklemiyoruz. PISA skorlarıyla ilgili olarak emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" dedi.
Bu eğitim öğretim yılına bu heyecanla başladıklarını anlatan Tekin, ’Terörsüz Türkiye’ için kendilerine de önemli görevler düştüğünü belirterek şunları kaydetti:
"Bu kardeşlik iklimini inşa etmek vatandaşlar olarak bize düşüyor. Millî Eğitim Bakanlığı olarak da en çok görevin bize düştüğünü düşünüyorum. Bu kardeşlik ikliminin tesis edilmesi için biz bu yıl ilk eğitim öğretim yılının açıldığı ilk hafta dersimizin ana temasını ’Mayamız birlik, ilk dersimiz kardeşlik’ mottosuyla açtık. Bir kılavuz gönderdik okullarımıza bu hafta boyunca ve yıl boyunca. Temel insan hakları, kardeşlik hukuku, merhamet, dayanışma, vatanseverlik gibi konularda okullarımızda farkındalık eğitimi yapacağız ve terörsüz Türkiye’yi inşallah hep beraber inşa etmiş olacağız. Yine bu yıl için belirlediğimiz bir başka tema, bizim Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin önemli parametrelerinden bir tanesi. Dünyada mazlum coğrafyalarda yaşayan insanların temel hak ve hürriyetlerini güvence altına alacak, Cumhurbaşkanımızın ’Dünya beşten büyüktür’ mottosuyla ifade ettiği, dünyada ezilen milletlerin sesi olacak bir Türk gençliği yetiştirmek istiyoruz. Gazze’de bir soykırımla karşı karşıyayız. Ben çocuklarımızın Gazze soykırımına sessiz kalmaması için Milli Eğitim Bakanlığı olarak her yıl bir tema gündeme taşıdık. Bu yıl da Gazzeli çocuklar için ’Uçurtmalar vurulmasın, gökyüzü çocukların olsun’ temasıyla Gazze’deki kardeşlerinin temel hak ve hürriyetlerine sahip çıkacakları bir ortamı inşa etmeye çalışıyoruz."
İmam hatip okullarının öğrenci sayılarının arttığını anlatan Tekin, "12 yıllık kesintisiz zorunlu eğitim ve katsayı adaletsizliği ile ilgili uygulamalar yürürlükten kaldırıldı. Akabinde bugün gelinen noktada 2026-2027 eğitim öğretim yılında imam hatip liselerimizdeki öğrenci oranı yüzde 9,56’ya, imam hatip ortaokullarındaki öğrenci oranı da yüzde 13,91’e çıktı. Elhamdülillah, Cumhurbaşkanımıza, bir imam hatip mezunu olarak bu konuda teşekkür ediyorum. Bu kadar uzun bu kısmı anlatmamın da bir sebebi var. Ben diyorum ki Mahmut Celalettin Ökten hocamız imam hatip okullarının kurucusu. Recep Tayyip Erdoğan da imam hatip okullarının ikinci kurucusu unvanını almayı hak ediyor diyorum ben. Bu hakkı teslim etmek ve bu kavramsallaştırmayı oturtmak için böyle detaylı bir anlatı yaptım" ifadelerine yer verdi.
Törende Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı (TGTV) Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan da konuşma yaptı. Erdoğan, okulun yapımında emeği geçen hayırseverlere teşekkür ederek eğitim alanındaki vakıf hizmetlerinin önemine değindi. Bilal Erdoğan, "Bütün âlem-i İslam’a hayırlar getirsin, hayırlı uğurlu olsun inşallah. Buranın hayata geçmesinde arsayı bağışlayan hayırseverimiz, yapan hayırseverlerimiz, Allah hem Ekşinozlu ailesini hem Aydın ailesini hayırlarla nesiller boyunca din-i mübini İslam’a ve Kur’an-ı Azimüşşan’a hizmetle şereflendirsin inşallah. Ve Ensar Vakfımızın bütün bunlara aracı olduğu için çok çok teşekkür ediyoruz" dedi.
Erdoğan, vakıf hizmetlerinin uzun yıllardır sürdüğünü belirterek, "Bu tabii ki bir iyilik hareketi, bu tabii ki çocuklarımızın daha iyi yetişmesi için, Türkiye’nin daha güçlü olması için ve dünyada daha fazla barış ve esenliğin egemen olması için bir mücadele. Bir taraftan savaşlar varken, bir taraftan zulümler devam ederken, bir taraftan soykırım bu devirde dünyada olabilirken biz Türkiye olarak öyle bir nesli yetiştirmeliyiz ki bütün bunlara son versin, hem bölgemizde hem dünyada bir nizamın, bir adaletin, bir barışın tesis olmasına hizmet etsin" ifadelerini kullandı.
Konuşmaların ardından dualar eşliğinde kurdele kesilerek okulların açılışı gerçekleştirildi. Törene Yalova Valisi Ahmet Hamdi Usta, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Yalova Milletvekili Ahmet Büyükgümüş ve AK Parti Yalova Milletvekili Meliha Akyol da katıldı.
Okulların yapımında emeği geçenlere plaket takdim edildi.
Bakan Tekin, bir dizi programa katılmak için geldiği Yalova’da ilk olarak valilik ziyareti gerçekleştirdi. Bakan Tekin, sonrasında Sabri Ekşinozluğu Anadolu İmam Hatip Lisesi ile Zehra Ekşinozluğu Anadolu İmam Hatip Lisesi’nin açılış törenine katıldı. Törende konuşan Bakan Tekin, eğitimde fiziki altyapının geliştirilmesi, beceri temelli müfredat ve milli-manevi değerlerin öğrencilere kazandırılması konularında değerlendirmelerde bulundu.
Bakan Tekin, konuşmasında eğitim öğretim yılının başlamasıyla yaşanan heyecana değinerek, "2001 yılında Cumhurbaşkanımızın AK Parti’yi kurarken ’Artık Türkiye’de hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’ sözüyle başlattığı bir süreç vardı. Özetle şunları söylüyordu, dünyada derslik başına düşen öğrenci sayısı 20 iken, öğretmen başına düşen öğrenci sayısı 15-20 iken Türkiye’de bu rakamlar niye yüksek? Niye Türk gencini 70-80 kişilik sınıflarda ve sağlıklı olmayan eğitim öğretim koşullarında eğitim almak durumunda bırakıyoruz? Bu sorunu çözmemiz lazım. Bu sorunu çözmek için ne gerek? Bütçe lazım, para lazım. Bakın sevgili arkadaşlar, o gün Türkiye’de bizim gençlerimiz, çocuklarımız 350 bin sınıfta ders görüyordu. Bu 350 binin yarısı ya ömrünü tamamladığı için ya da doğal afetler sebebiyle yıkıldı. 150-200 bin civarında eskiden kalma sınıfımız var. Peki AK Parti iktidarı döneminde, yani şu anda kaç sınıfımız var biliyor musunuz? 750 bin sınıfımız var arkadaşlar. Yani 150 binden neredeyse 750 bine rakamlara çıkmışız. Bu kaynak ayırarak mümkün. Aynı şeyi öğretmen atamalarında yaptık. Nitekim 2013-2014 yılında bunları uluslararası ortamlarda anlatırken, uluslararası ortamlarda bize hep şu söyleniyordu: Tamam, bunları yapıyorsunuz ama niye uluslararası göstergelerde, uluslararası değerlendirme mekanizmalarında hâlâ bir kıpırdama yok? Niye hâlâ aşağılardasınız? Bu soruların cevaplarını arıyorduk. Onların raporlarında da bu sorularla ilgili iki tane ana eleştiri var. Bu eleştirilerden birisi şu diyor ki siz hâlâ 1970’li, 1980’li, 1990’lı yıllardaki gibi çocuklara bilgi vermeyi eğitim zannediyorsunuz. Böyle yaparsanız olmaz çünkü çocuk zaten bilgiyi şimdi başka yerlerden de alabiliyor. O 90’lı yıllarda, bizlerin 80’li yıllarda okula gittiğimiz dönemlerde bilgi edinmek için okuldan başka hiçbir imkânımız yoktu. Hâl böyle olunca bizim eğitim sistemimiz başarısız oluyor. Uluslararası göstergelerde karşılığı yok. Peki ne yapmamız lazım? Yapılması gereken şey şu: Çocuğa bilgi vermek yerine bilgiyi analitik bir biçimde kullanabilmeyi, eleştirel düşünebilmeyi ve elde ettiği bilgiyi gündelik hayatta beceriye, hayat becerisine, yaşam becerisine dönüştürebilmeyi öğretmemiz lazım ki okullar çocuklar için cazip hâle gelsin, okullar işlevsel olsun, okullarda verdiğimiz bilgi uluslararası göstergelerde bize karşılık olarak dönsün" dedi.
Müfredat eleştirilerine de değinen Tekin, "İkinci bir konu daha var. Bu eleştirilerde diyorlar ki yine aynı mantıkla siz ne bulduysanız müfredata doldurmuşsunuz. Dolayısıyla herhangi bir öğretmenin haftalık üç saat dersi var. O üç saat derste o müfredatı yetiştirebilmek için koşturup duruyor. Koşturunca diyor ki benim dersimi altı saate çıkartın. Çıkartamayız. Çıkartırsak altmış saat yapıyor haftada. Çıkartamayınca anlatamıyor, eksik anlatıyor, hızlı anlatıyor. Hızlı anlatınca çocuklar anlamıyor. Peki bunun faturasını nasıl ödüyoruz? Öğretmen başarısız, öğrenci başarısız, eğitim sistemi başarısız, okul başarısız. Niye o kadar bilgi veriyoruz? Dünyadaki diğer ülkeler bu kadar bilgi veriyor mu? Vermiyor. O zaman bunu çözersek sorunu ciddi şekilde hallederiz diye bir mantıkla hareket ettik" diye konuştu
Tekin, eğitim sistemindeki eleştirilerle ilgili ise şöyle konuştu:
"Üçüncü bir eksiğimiz daha vardı. Üçüncü eksiğimiz de siyasetçimiz sokağa çıktığında seçmeni, vatandaş, Anadolu insanı diyor ki eğitim sisteminden şikâyetçi. ’Çocuklarımıza değerlerimizi öğretmiyor. Çocuklarımıza kültürümüzü öğretmiyor. Çocuklarımıza yetimlerin hakkına, hukukuna sahip çıkmayı öğretmiyor.’ O zaman yapmamız gereken üçüncü şey de çocuklarımıza milli ve manevi değerlerimizi, insani ve toplumsal değerlerimizi öğretecek bir program oluşturmak. Dolayısıyla Cumhurbaşkanımızın kaynak ayırarak binbir fedakârlıklarla teknolojik altyapısını, fiziki kapasitesini, fiziki altyapısını geliştirdiği okulların içini doldurmak için atılması gereken bu üç adım. Bu üç adımı atmamız gerekiyor. Bunu ne zamandan beri tartışıyoruz? Dediğim gibi ben 2013’te müsteşar oldum. Müsteşar olduğumdan itibaren bunun altyapısını oluşturmaya başladım. Ve 2023 yılında bakanlık görevine başladıktan sonra da bu söylediğim üç parametre ışığında müfredatımızı değiştirdik. Ne yapmış olduk? Bir, müfredatımızı bilgi vermeye değil, beceri kazandırmaya. İki, müfredatımızı gereksiz ağırlıklardan, ileriki öğrenme süreçlerinde öğrenebilecekleri şeyleri ileriki öğrenme süreçlerine bıraktık ve gereksiz diye tanımladığımız veya o yaş düzeyi için uygun olmadığını tespit ettiğimiz içerikten arındırdık. Üç, milli ve manevi değerlerimizi müfredatımızın içerisine yerleştirdik. Çocuklarımızın gündelik hayatla ilgili düşüncelerini oluşturan kavram setlerini bu milli ve manevi değerlerimiz doğrultusunda değiştirdik. Mesela müfredatımızda Haçlı Seferleri kavramı var. Sefer deyince Osmanlı’da Viyana’ya sefer etmiş, Haçlılar da bize sefer etmişler. Aynı şey oldu. Çok masum bir şey olarak görüyoruz. Ama bunun adı Haçlı Seferi değil. Bunun adı saldırı. Haçlı saldırıları. Haçlı Seferleri dediğimizde çocuklarımız çok masum bir şeymiş gibi görüyor. Aynı şey coğrafi keşifler kavramı. Yani Avrupalılar kalkıyorlar, Amerika’da coğrafi keşif yapıyorlar. Keşif dediğiniz, daha önce olmayan bir yeri bulmak. E peki orada insan yok muydu? E vardı. Peki ne yaptılar? Sömürdüler. O zaman çocuklara siz onların sömürgecilik faaliyetini coğrafi keşif olarak tanımlarsanız onların sömürgeci olduğunu çocuğa ifade edemeyiz. Bizim ülkemize yapılan saldırıları sefer olarak tanımlarsa onun bir savaş olduğunu, onun bir saldırı olduğunu anlatamayız. Dolayısıyla bu üç parametre ışığında müfredatımızı değiştirdik. Bu değişikliklerin neticesinde uluslararası göstergelerde çıtamız yukarıya doğru çıkmaya başladı."
Geçtiğimiz hafta Bratislava’daki toplantıya katıldığını dile getiren Tekin, "Toplantıyı yöneten, toplantıya katılan OECD yöneticileri, PISA yöneticileri, başka ülkelerin eğitim bakanları Türkiye’yle ilgili, eğitim sistemimizle ilgili o kadar güzel cümleler kurdular ki inanılmaz derecede mutlu oldum. Emeği geçen herkese, başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere şükranlarımı sunuyorum. Bütün öğretmen arkadaşlarımıza teşekkürlerimi sunuyorum. Orada Türkiye, diğer istatistik rakamlarla sizleri yormak istemiyorum, birçok alanda, daha doğrusu üç alanın tamamında da puanını yükseltti. OECD ortalamasının üstüne çıktı. Bu alanlarda puanını, performansını en anlamlı şekilde artıran ülke oldu. OECD üyesi ülkeler içerisinde puanını artıran tek ülke. Sadece bu da değil, fırsat eşitliği açısından en alttaki öğrenciyle en üstteki öğrencilerin performanslarını iyileştirme noktasındaki en başarılı OECD ülkesi oldu. Bakın bunlar gerçekten çok önemli yerler. Bütün bunları yaparken muhalefet şimdiye kadar bize OECD ve PISA üzerinden eleştiri yapan muhalefet şimdi sus pus, hiçbir şey söyleyemiyorlar. Söyledikleri, açıkladıkları şeyler, mesela bugün baktım sabahleyin basına diyor ki evet bu oldu ama bunun sebebi okul öncesi eğitimin yaygınlaşması. Peki kim yaygınlaştırdı okul öncesini? Yani 2002 yılında yüzde 11’di okul öncesi eğitim. Şimdi yüzde 80’lerin üzerine çıktı. 2002 yılından sonra o zaman zımnen kabul ediyorsunuz demektir. Diyor ki evet başarı var ama bu başarı öğretmenlerin, genç nüfusun, öğretmenler arasındaki genç nüfusun artmasından oldu. Peki bu öğretmenleri kim atadı arkadaşlar? Dolayısıyla hani merd-i Kıpti şecaat arz ederken sirkatin söylermiş örneğinde olduğu gibi eleştirmeye çalışırken de bizi, Cumhurbaşkanımızı ve yaptıklarımızı övmek zorunda kaldılar. Yine de yetmez ama evet diyoruz. Bu kadarıyla da iktifa ediyoruz. Daha fazlasını da zaten beklemiyoruz. PISA skorlarıyla ilgili olarak emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" dedi.
Bu eğitim öğretim yılına bu heyecanla başladıklarını anlatan Tekin, ’Terörsüz Türkiye’ için kendilerine de önemli görevler düştüğünü belirterek şunları kaydetti:
"Bu kardeşlik iklimini inşa etmek vatandaşlar olarak bize düşüyor. Millî Eğitim Bakanlığı olarak da en çok görevin bize düştüğünü düşünüyorum. Bu kardeşlik ikliminin tesis edilmesi için biz bu yıl ilk eğitim öğretim yılının açıldığı ilk hafta dersimizin ana temasını ’Mayamız birlik, ilk dersimiz kardeşlik’ mottosuyla açtık. Bir kılavuz gönderdik okullarımıza bu hafta boyunca ve yıl boyunca. Temel insan hakları, kardeşlik hukuku, merhamet, dayanışma, vatanseverlik gibi konularda okullarımızda farkındalık eğitimi yapacağız ve terörsüz Türkiye’yi inşallah hep beraber inşa etmiş olacağız. Yine bu yıl için belirlediğimiz bir başka tema, bizim Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin önemli parametrelerinden bir tanesi. Dünyada mazlum coğrafyalarda yaşayan insanların temel hak ve hürriyetlerini güvence altına alacak, Cumhurbaşkanımızın ’Dünya beşten büyüktür’ mottosuyla ifade ettiği, dünyada ezilen milletlerin sesi olacak bir Türk gençliği yetiştirmek istiyoruz. Gazze’de bir soykırımla karşı karşıyayız. Ben çocuklarımızın Gazze soykırımına sessiz kalmaması için Milli Eğitim Bakanlığı olarak her yıl bir tema gündeme taşıdık. Bu yıl da Gazzeli çocuklar için ’Uçurtmalar vurulmasın, gökyüzü çocukların olsun’ temasıyla Gazze’deki kardeşlerinin temel hak ve hürriyetlerine sahip çıkacakları bir ortamı inşa etmeye çalışıyoruz."
İmam hatip okullarının öğrenci sayılarının arttığını anlatan Tekin, "12 yıllık kesintisiz zorunlu eğitim ve katsayı adaletsizliği ile ilgili uygulamalar yürürlükten kaldırıldı. Akabinde bugün gelinen noktada 2026-2027 eğitim öğretim yılında imam hatip liselerimizdeki öğrenci oranı yüzde 9,56’ya, imam hatip ortaokullarındaki öğrenci oranı da yüzde 13,91’e çıktı. Elhamdülillah, Cumhurbaşkanımıza, bir imam hatip mezunu olarak bu konuda teşekkür ediyorum. Bu kadar uzun bu kısmı anlatmamın da bir sebebi var. Ben diyorum ki Mahmut Celalettin Ökten hocamız imam hatip okullarının kurucusu. Recep Tayyip Erdoğan da imam hatip okullarının ikinci kurucusu unvanını almayı hak ediyor diyorum ben. Bu hakkı teslim etmek ve bu kavramsallaştırmayı oturtmak için böyle detaylı bir anlatı yaptım" ifadelerine yer verdi.
Törende Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı (TGTV) Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan da konuşma yaptı. Erdoğan, okulun yapımında emeği geçen hayırseverlere teşekkür ederek eğitim alanındaki vakıf hizmetlerinin önemine değindi. Bilal Erdoğan, "Bütün âlem-i İslam’a hayırlar getirsin, hayırlı uğurlu olsun inşallah. Buranın hayata geçmesinde arsayı bağışlayan hayırseverimiz, yapan hayırseverlerimiz, Allah hem Ekşinozlu ailesini hem Aydın ailesini hayırlarla nesiller boyunca din-i mübini İslam’a ve Kur’an-ı Azimüşşan’a hizmetle şereflendirsin inşallah. Ve Ensar Vakfımızın bütün bunlara aracı olduğu için çok çok teşekkür ediyoruz" dedi.
Erdoğan, vakıf hizmetlerinin uzun yıllardır sürdüğünü belirterek, "Bu tabii ki bir iyilik hareketi, bu tabii ki çocuklarımızın daha iyi yetişmesi için, Türkiye’nin daha güçlü olması için ve dünyada daha fazla barış ve esenliğin egemen olması için bir mücadele. Bir taraftan savaşlar varken, bir taraftan zulümler devam ederken, bir taraftan soykırım bu devirde dünyada olabilirken biz Türkiye olarak öyle bir nesli yetiştirmeliyiz ki bütün bunlara son versin, hem bölgemizde hem dünyada bir nizamın, bir adaletin, bir barışın tesis olmasına hizmet etsin" ifadelerini kullandı.
Konuşmaların ardından dualar eşliğinde kurdele kesilerek okulların açılışı gerçekleştirildi. Törene Yalova Valisi Ahmet Hamdi Usta, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Yalova Milletvekili Ahmet Büyükgümüş ve AK Parti Yalova Milletvekili Meliha Akyol da katıldı.
Okulların yapımında emeği geçenlere plaket takdim edildi.