Engin Aksoy: ’’Mart 2026 sonu itibarıyla son bir yılda 28,8 milyar TL yatırım yaptık’’
Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, ’’Nisan 2025-Mart 2026 arası dönemi kapsayan mali yıl sonuçlarımıza göre, servis gelirlerimiz 144,8 milyar TL olarak gerçekleşti. 31 Mart 2026 sonu itibarıyla son bir yılda 28,8 milyar TL yatırım yaptık. Mobil abone sayımız 25,2 milyon, sabit genişbant abone sayımız 1,3 milyon oldu’’ dedi.
Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, İhlas Haber Ajansı’na (İHA) özel açıklamalarda bulundu. Aksoy, yeni mali yılı değerlendirirken, net sıfır emisyon ve elektronik atık konularında bilgiler verdi.
Yeni mali yıl sonuçlarını değerlendiren Engin Aksoy, ’’Şirket olarak, tam 20 yıldır ülkemizin toplumsal ve ekonomik gelişiminde önemli bir rol oynuyoruz. Nisan 2025 - Mart 2026 arası dönemi kapsayan mali yıl sonuçlarımıza göre, servis gelirlerimiz 144,8 milyar TL olarak gerçekleşti. 31 Mart 2026 sonu itibarıyla son bir yılda 28,8 milyar TL yatırım yaptık. Mobil abone sayımız 25,2 milyon, sabit genişbant abone sayımız 1,3 milyon oldu. Faturalı abone sayımız ise 21,7 milyona yükseldi. Vodafone Yanımda ve Online Self Servis gibi dijital kanallarımızı kullanan aylık aktif müşteri sayımız 18,1 milyon olurken, bu müşterilerimizin aylık toplam etkileşimi 345 milyona ulaştı. Mali yılımızda müşterilerimizin toplam mobil data kullanımı 5 bin 540 petabyte olarak gerçekleşti. Bu dönemde dijital servisler alanında da gelişmeye devam ettik. Yeni nesil mobil finans çözümümüz Vodafone Pay’in ürünlerini kullanan tekil kullanıcı sayısı 10 milyonu aştı. Bine yakın farklı işlem yapabilen kişisel dijital asistanımız TOBi, aylık ortalama 7,1 milyon müşteriyle etkileşime geçti ve bir yıl içinde 262 milyon kez konuşma başlattı’’ şeklinde konuştu.
’’2040’a kadar değer zincirimizde net sıfır emisyona ulaşmayı hedefliyoruz’’
Aksoy, küresel ısınmanın etkilerini azaltmak ve net sıfır emisyon hedefi için yaptıkları çalışmaları şöyle açıkladı: ’’Pek çok şirket gibi biz de içinde bulunduğumuz ekosisteme karşı taşıdığımız sorumluluğun farkındayız. Bu doğrultuda, sürdürülebilirliği stratejimizin ve iş modelimizin merkezine alıyoruz. Öncelikli konularımızdan biri, net sıfır emisyon. 2028’e kadar operasyonlarımızdan kaynaklanan karbon emisyonlarını sıfırlamayı, 2040’a kadar değer zincirimizde net sıfır emisyona ulaşmayı hedefliyoruz. Hem kendi operasyonlarımızda iklim krizinin etkilerini en aza indirmeyi hem de dijital altyapımız ve IoT çözümlerimizle müşterilerimizin karbon ayak izlerini azaltmalarına destek olmayı amaçlıyoruz.
’’Şebeke ve ofislerimizde tükettiğimiz elektriğin tamamını yenilenebilir’’
2024-25 mali yılında, Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonlarımız baz yıl olan 2020’ye göre yüzde 94,77 oranında azaldı. Bu performans 2040 net sıfır emisyon hedefimize giden yolda somut adımlarla ilerlediğimizin en net kanıtı. Şebeke ve ofislerimizde tükettiğimiz elektriğin tamamını yenilenebilir enerji kaynaklarından temin ederek Kapsam 2 emisyonlarımızı sıfırladık. Ayrıca, enerji ihtiyacımızı yenilenebilir kaynaklardan karşılamayı önceliklendiriyoruz. 2024-2025 mali yılında kendi tesislerimizde ürettiğimiz 1,36 GWh yenilenebilir elektrikle bir önceki yıla göre üretim kapasitemizi yüzde 14,28 artırdık. Müşterilerimize sunduğumuz IoT çözümleriyle de bir önceki yıla kıyasla yaklaşık yüzde 77’lik artışla müşterilerimizin 933 bin 371 ton karbon emisyon salımına engel olmalarına destek olduk.
’’30 bin ağaçla sağlanabilecek 4 bin 700 ton karbondioksit tasarrufuna eşdeğer bir oran yakaladık’’
Operasyonel süreçlerimizdeki enerji ihtiyacını yüksek enerji verimliliği sağlayan enerji yönetim sistemleriyle yönetiyoruz. Teknoloji merkezlerimizin iklimlendirme altyapısını yönetmek için Yapay Zekâ Destekli Dijital Termal Yönetim Uygulaması’nı kullanıyoruz. Bu sayede Güç Kullanım Verimliliği parametresinde yüzde 10 iyileşme sağladık, iklimlendirme altyapısında ise yüzde 30’a varan enerji tasarrufu elde ettik. Toplam 4 veri merkezimizde hayata geçirdiğimiz Değişken Frekanslı Sürücü uygulamasıyla, yıllık yaklaşık 1.100 MWh enerji tasarrufu elde ederek, yaklaşık 525 ton karbon emisyonunu engelledik ve 23 bin ağaç dikimine eşdeğer çevresel katkı sağladık. Ayrıca, yapay zekâ destekli optimizasyonlar sayesinde yıllık 9,6 GWh enerji tasarrufu elde ederek, yaklaşık 3 bin kişinin yıllık elektrik tüketimine ve 30 bin ağaçla sağlanabilecek 4 bin 700 ton karbondioksit tasarrufuna eşdeğer bir oran yakaladık.’’
’’Şebeke kaynaklı 2 bin 137 ton e-atığın geri kazanım ve geri dönüşümünü, 4 bin 508 kilo atığın ise yeniden kullanımını sağladık’’
Elektronik atık yönetimine de önem verdiklerini vurgulayan Aksoy, ’’Dünya Ekonomik Forumu verilerine göre, e-atık miktarının 2050 yılında 120 milyon tona ulaşması bekleniyor. Her ne kadar birçok ülkede mevzuata dayalı çeşitli toplama sistemleri mevcut olsa da geri dönüştürülebilen e-atık miktarı üretilen toplamın çok altında kalıyor. "Herkes için dijital ve yeşil bir gelecek inşa etme" vizyonumuz doğrultusunda insanların iyiliği için çalışmak ve doğayı korumak en önemli amaçlarımız arasında. Döngüsellik ve e-atık yönetimi de bu çerçevede önem verdiğimiz bir konu başlığı. Şirketimizde operasyon, ürün ve hizmetlerimiz sonucu ortaya çıkan e-atıkların hem oluşmasını azaltmaya, hem de geri dönüşümünü artırmaya odaklanıyoruz. Döngüsel ekonomi yaklaşımını benimseyerek, kaynak verimliliği ve karbon salımlarının azaltılmasını sağlıyoruz. 2025 mali yılımızda, şebeke kaynaklı 2 bin 137 ton e-atığın geri kazanım ve geri dönüşümünü, 4 bin 508 kilo atığın ise yeniden kullanımını sağladık. Şebeke kaynaklı atıkların yanı sıra 28,57 ton operasyonel atığın tümünün geri dönüşümünü sağladık. Telefonların yanı sıra arızalı ve hasarlı şebeke ekipmanlarını da ikinci el olarak değerlendiriyoruz. Bu şekilde, 18 bin 839 mobil cihazı yeniden kullanıma uygun hale getirdik’’ diye konuştu.
’’Toplamayı hedeflediğimiz e-atık miktarına hedef tarihimizden önce ulaştık ve toplam 37 tonu aşkın e-atığı geri dönüşüme kazandırdık’’
Elektronik atıkların toplanması için yeni başlattıkları proje hakkında bilgi veren Aksoy, ’’WWF-Türkiye ve Habitat Derneği iş birliğiyle bir yıl önce "Dünya İçin Lazım" projesini hayata geçirdik. Amacımız; e-atıkları dönüştürerek doğamıza "sıfır atık" katkısında bulunmak, e-atık dönüşümleri sayesinde doğa bilinci gelişen bir topluluğun oluşmasını sağlamak. Bu proje kapsamında doğayı korumak üzere e-atıkları toplayıp geri dönüştürüyoruz ve doğayı koruyacak bilinçli bireylerin yetişmesini desteklemek amacıyla doğayı koruma eğitimleri veriyoruz. 7-14 yaş arası çocuklar başta olmak üzere ebeveynler, eğitmenler gibi toplumun farklı kesimlerine yönelik atölyeler, seminerler, eğitimler, üretici etkinlikler ve dijital içeriklerle geniş katılımlı bir etki alanı oluşturuyoruz. Projeyle, çocukların ve yetişkinlerin e-atık, doğayı koruma, sürdürülebilirlik gibi konularda bilinçlenmesini hedefliyoruz. Projemizin gördüğü ilgiden son derece memnunuz. Bu yoğun ilgi sayesinde, toplamayı hedeflediğimiz e-atık miktarına hedef tarihimizden önce ulaştık ve toplam 37 tonu aşkın e-atığı geri dönüşüme kazandırdık. Projemize destek veren gönüllü sayısı 500’ü, doğayı koruma eğitimleriyle ulaştığımız kişi sayısı da 75 bini aştı.
Proje kapsamında "Doğa Elçileri" adını verdiğimiz bir program başlattık. Bu program, çocukların doğayla bağ kurmasını; e-atık ve çevre konularına yönelik farkındalık geliştirmesini; gözlem, düşünme ve üretim yoluyla öğrenmesini destekleyen çevrim içi bir öğrenme sürecini ifade ediyor. Şu ana kadar 23 Doğa Elçisi seçildi. Mentorları ile eşleşen bu elçiler; e-atık, doğa koruma, sürdürülebilirlik odaklı eserlerini dijital bir sergi için üretmeye devam ediyor.
"Dünya İçin Lazım" projemizle e-atıkların geri dönüşümüne katkı sağlamayı sürdürüyoruz. Müşterimiz olsun olmasın herkesi bir gün lazım olur diye çekmecelerde duran e-atıkları geri dönüştürülmesi için mağazalarımıza getirmeye davet ediyoruz’’ ifadelerini kullandı.
Aksoy, sürdürülebilirlik konusunda ise şu açıklamayı yaptı: ’’Şirket olarak, ekonomik başarının çevreye bir maliyeti olmadan elde edilebileceğine inanıyoruz. Çevresel sürdürülebilirlik sağlandıkça ekonomik sürdürülebilirlik ve toplumsal refahın var olabileceğini savunuyoruz. Gerek kendi operasyonlarımızda gerekse müşterilerimize sunduğumuz ürün ve servislerde de bu yaklaşımı temel alıyor, içinde bulunduğumuz toplum ve gezegenimiz için çalışıyoruz. Hem küresel politikalar hem de şirketlerin sürdürülebilirlik stratejileri için kritik bir kavram haline gelen yeşil ekonominin gelecekte daha da hız kazanmasını ve şirketlerin sürdürülebilirlik hedeflerini iş stratejilerinin ayrılmaz bir parçası haline getirmesini bekliyoruz. Net sıfır hedeflerimizi gerçekleştirmek ve toplumun bu konuda farkındalığını artırmak için çalışmaya devam edeceğiz.’’
Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, İhlas Haber Ajansı’na (İHA) özel açıklamalarda bulundu. Aksoy, yeni mali yılı değerlendirirken, net sıfır emisyon ve elektronik atık konularında bilgiler verdi.
Yeni mali yıl sonuçlarını değerlendiren Engin Aksoy, ’’Şirket olarak, tam 20 yıldır ülkemizin toplumsal ve ekonomik gelişiminde önemli bir rol oynuyoruz. Nisan 2025 - Mart 2026 arası dönemi kapsayan mali yıl sonuçlarımıza göre, servis gelirlerimiz 144,8 milyar TL olarak gerçekleşti. 31 Mart 2026 sonu itibarıyla son bir yılda 28,8 milyar TL yatırım yaptık. Mobil abone sayımız 25,2 milyon, sabit genişbant abone sayımız 1,3 milyon oldu. Faturalı abone sayımız ise 21,7 milyona yükseldi. Vodafone Yanımda ve Online Self Servis gibi dijital kanallarımızı kullanan aylık aktif müşteri sayımız 18,1 milyon olurken, bu müşterilerimizin aylık toplam etkileşimi 345 milyona ulaştı. Mali yılımızda müşterilerimizin toplam mobil data kullanımı 5 bin 540 petabyte olarak gerçekleşti. Bu dönemde dijital servisler alanında da gelişmeye devam ettik. Yeni nesil mobil finans çözümümüz Vodafone Pay’in ürünlerini kullanan tekil kullanıcı sayısı 10 milyonu aştı. Bine yakın farklı işlem yapabilen kişisel dijital asistanımız TOBi, aylık ortalama 7,1 milyon müşteriyle etkileşime geçti ve bir yıl içinde 262 milyon kez konuşma başlattı’’ şeklinde konuştu.
’’2040’a kadar değer zincirimizde net sıfır emisyona ulaşmayı hedefliyoruz’’
Aksoy, küresel ısınmanın etkilerini azaltmak ve net sıfır emisyon hedefi için yaptıkları çalışmaları şöyle açıkladı: ’’Pek çok şirket gibi biz de içinde bulunduğumuz ekosisteme karşı taşıdığımız sorumluluğun farkındayız. Bu doğrultuda, sürdürülebilirliği stratejimizin ve iş modelimizin merkezine alıyoruz. Öncelikli konularımızdan biri, net sıfır emisyon. 2028’e kadar operasyonlarımızdan kaynaklanan karbon emisyonlarını sıfırlamayı, 2040’a kadar değer zincirimizde net sıfır emisyona ulaşmayı hedefliyoruz. Hem kendi operasyonlarımızda iklim krizinin etkilerini en aza indirmeyi hem de dijital altyapımız ve IoT çözümlerimizle müşterilerimizin karbon ayak izlerini azaltmalarına destek olmayı amaçlıyoruz.
’’Şebeke ve ofislerimizde tükettiğimiz elektriğin tamamını yenilenebilir’’
2024-25 mali yılında, Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonlarımız baz yıl olan 2020’ye göre yüzde 94,77 oranında azaldı. Bu performans 2040 net sıfır emisyon hedefimize giden yolda somut adımlarla ilerlediğimizin en net kanıtı. Şebeke ve ofislerimizde tükettiğimiz elektriğin tamamını yenilenebilir enerji kaynaklarından temin ederek Kapsam 2 emisyonlarımızı sıfırladık. Ayrıca, enerji ihtiyacımızı yenilenebilir kaynaklardan karşılamayı önceliklendiriyoruz. 2024-2025 mali yılında kendi tesislerimizde ürettiğimiz 1,36 GWh yenilenebilir elektrikle bir önceki yıla göre üretim kapasitemizi yüzde 14,28 artırdık. Müşterilerimize sunduğumuz IoT çözümleriyle de bir önceki yıla kıyasla yaklaşık yüzde 77’lik artışla müşterilerimizin 933 bin 371 ton karbon emisyon salımına engel olmalarına destek olduk.
’’30 bin ağaçla sağlanabilecek 4 bin 700 ton karbondioksit tasarrufuna eşdeğer bir oran yakaladık’’
Operasyonel süreçlerimizdeki enerji ihtiyacını yüksek enerji verimliliği sağlayan enerji yönetim sistemleriyle yönetiyoruz. Teknoloji merkezlerimizin iklimlendirme altyapısını yönetmek için Yapay Zekâ Destekli Dijital Termal Yönetim Uygulaması’nı kullanıyoruz. Bu sayede Güç Kullanım Verimliliği parametresinde yüzde 10 iyileşme sağladık, iklimlendirme altyapısında ise yüzde 30’a varan enerji tasarrufu elde ettik. Toplam 4 veri merkezimizde hayata geçirdiğimiz Değişken Frekanslı Sürücü uygulamasıyla, yıllık yaklaşık 1.100 MWh enerji tasarrufu elde ederek, yaklaşık 525 ton karbon emisyonunu engelledik ve 23 bin ağaç dikimine eşdeğer çevresel katkı sağladık. Ayrıca, yapay zekâ destekli optimizasyonlar sayesinde yıllık 9,6 GWh enerji tasarrufu elde ederek, yaklaşık 3 bin kişinin yıllık elektrik tüketimine ve 30 bin ağaçla sağlanabilecek 4 bin 700 ton karbondioksit tasarrufuna eşdeğer bir oran yakaladık.’’
’’Şebeke kaynaklı 2 bin 137 ton e-atığın geri kazanım ve geri dönüşümünü, 4 bin 508 kilo atığın ise yeniden kullanımını sağladık’’
Elektronik atık yönetimine de önem verdiklerini vurgulayan Aksoy, ’’Dünya Ekonomik Forumu verilerine göre, e-atık miktarının 2050 yılında 120 milyon tona ulaşması bekleniyor. Her ne kadar birçok ülkede mevzuata dayalı çeşitli toplama sistemleri mevcut olsa da geri dönüştürülebilen e-atık miktarı üretilen toplamın çok altında kalıyor. "Herkes için dijital ve yeşil bir gelecek inşa etme" vizyonumuz doğrultusunda insanların iyiliği için çalışmak ve doğayı korumak en önemli amaçlarımız arasında. Döngüsellik ve e-atık yönetimi de bu çerçevede önem verdiğimiz bir konu başlığı. Şirketimizde operasyon, ürün ve hizmetlerimiz sonucu ortaya çıkan e-atıkların hem oluşmasını azaltmaya, hem de geri dönüşümünü artırmaya odaklanıyoruz. Döngüsel ekonomi yaklaşımını benimseyerek, kaynak verimliliği ve karbon salımlarının azaltılmasını sağlıyoruz. 2025 mali yılımızda, şebeke kaynaklı 2 bin 137 ton e-atığın geri kazanım ve geri dönüşümünü, 4 bin 508 kilo atığın ise yeniden kullanımını sağladık. Şebeke kaynaklı atıkların yanı sıra 28,57 ton operasyonel atığın tümünün geri dönüşümünü sağladık. Telefonların yanı sıra arızalı ve hasarlı şebeke ekipmanlarını da ikinci el olarak değerlendiriyoruz. Bu şekilde, 18 bin 839 mobil cihazı yeniden kullanıma uygun hale getirdik’’ diye konuştu.
’’Toplamayı hedeflediğimiz e-atık miktarına hedef tarihimizden önce ulaştık ve toplam 37 tonu aşkın e-atığı geri dönüşüme kazandırdık’’
Elektronik atıkların toplanması için yeni başlattıkları proje hakkında bilgi veren Aksoy, ’’WWF-Türkiye ve Habitat Derneği iş birliğiyle bir yıl önce "Dünya İçin Lazım" projesini hayata geçirdik. Amacımız; e-atıkları dönüştürerek doğamıza "sıfır atık" katkısında bulunmak, e-atık dönüşümleri sayesinde doğa bilinci gelişen bir topluluğun oluşmasını sağlamak. Bu proje kapsamında doğayı korumak üzere e-atıkları toplayıp geri dönüştürüyoruz ve doğayı koruyacak bilinçli bireylerin yetişmesini desteklemek amacıyla doğayı koruma eğitimleri veriyoruz. 7-14 yaş arası çocuklar başta olmak üzere ebeveynler, eğitmenler gibi toplumun farklı kesimlerine yönelik atölyeler, seminerler, eğitimler, üretici etkinlikler ve dijital içeriklerle geniş katılımlı bir etki alanı oluşturuyoruz. Projeyle, çocukların ve yetişkinlerin e-atık, doğayı koruma, sürdürülebilirlik gibi konularda bilinçlenmesini hedefliyoruz. Projemizin gördüğü ilgiden son derece memnunuz. Bu yoğun ilgi sayesinde, toplamayı hedeflediğimiz e-atık miktarına hedef tarihimizden önce ulaştık ve toplam 37 tonu aşkın e-atığı geri dönüşüme kazandırdık. Projemize destek veren gönüllü sayısı 500’ü, doğayı koruma eğitimleriyle ulaştığımız kişi sayısı da 75 bini aştı.
Proje kapsamında "Doğa Elçileri" adını verdiğimiz bir program başlattık. Bu program, çocukların doğayla bağ kurmasını; e-atık ve çevre konularına yönelik farkındalık geliştirmesini; gözlem, düşünme ve üretim yoluyla öğrenmesini destekleyen çevrim içi bir öğrenme sürecini ifade ediyor. Şu ana kadar 23 Doğa Elçisi seçildi. Mentorları ile eşleşen bu elçiler; e-atık, doğa koruma, sürdürülebilirlik odaklı eserlerini dijital bir sergi için üretmeye devam ediyor.
"Dünya İçin Lazım" projemizle e-atıkların geri dönüşümüne katkı sağlamayı sürdürüyoruz. Müşterimiz olsun olmasın herkesi bir gün lazım olur diye çekmecelerde duran e-atıkları geri dönüştürülmesi için mağazalarımıza getirmeye davet ediyoruz’’ ifadelerini kullandı.
Aksoy, sürdürülebilirlik konusunda ise şu açıklamayı yaptı: ’’Şirket olarak, ekonomik başarının çevreye bir maliyeti olmadan elde edilebileceğine inanıyoruz. Çevresel sürdürülebilirlik sağlandıkça ekonomik sürdürülebilirlik ve toplumsal refahın var olabileceğini savunuyoruz. Gerek kendi operasyonlarımızda gerekse müşterilerimize sunduğumuz ürün ve servislerde de bu yaklaşımı temel alıyor, içinde bulunduğumuz toplum ve gezegenimiz için çalışıyoruz. Hem küresel politikalar hem de şirketlerin sürdürülebilirlik stratejileri için kritik bir kavram haline gelen yeşil ekonominin gelecekte daha da hız kazanmasını ve şirketlerin sürdürülebilirlik hedeflerini iş stratejilerinin ayrılmaz bir parçası haline getirmesini bekliyoruz. Net sıfır hedeflerimizi gerçekleştirmek ve toplumun bu konuda farkındalığını artırmak için çalışmaya devam edeceğiz.’’