Faizde sarı ışık yandı: Borsa, kredi ve konutta neler değişecek?

Doç. Dr. Özgür Bayram Soylu, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) haftalık repo ihalelerine geri dönmesiyle piyasalarda oluşan faiz indirimi beklentilerini ve bu adımın borsa, kredi ile konut piyasalarına olası yansımalarını değerlendirdi.

"Bankacılık endeksindeki yükseliş ilk işaret"

TCMB'nin 1 Mart'ta sessize aldığı haftalık repo ihalelerine yeniden dönmesi ve faizin yüzde 40,06'dan yüzde 37,09'a gerilemesinin piyasalarda faiz indirim sürecine ilişkin fısıltıları başlattığını kaydeden Doç. Dr. Özgür Bayram Soylu, Borsa İstanbul'daki bankacılık endeksinin güne yüzde 3,8 primle başlamasının bu erken hareketliliğin ilk göstergesi olduğunu belirtti.

Ucuz fonlama sinyalinin teorik olarak hisse senedi piyasasını destekleyeceğini vurgulayan Soylu, mevduat getirisinin cazibesini kaybetmesiyle kaynakların borsaya kayabileceğini, borç yükü altındaki inşaat, perakende ve sanayi şirketlerinin rahat nefes alacağını ifade etti. Sürecin kalıcılığına dikkat çeken Soylu, tablonun netleşmesi için 10 Eylül'deki Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısının beklenmesi gerektiğini, TCMB'nin faiz indirmesi durumunda borsadaki hareketliliğin süreceğini, sabit tutması halinde ise iyimserliğin sonlanabileceğini aktardı.

"Kredide öncelik şirketlerde olacak, vatandaşa hemen yansımayacaK"

Kredi piyasasında fonlama maliyetlerinin düşmesiyle bankaların kredi faizlerinde kademeli gevşemeye gitmesinin öngörüldüğünü aktaran Doç. Dr. Soylu, bu imkândan öncelikli olarak işletme sermayesine ihtiyaç duyan reel sektör şirketlerinin yararlanacağını, tüketici kredilerine etkinin ise daha geç yansıyacağını söyledi.

Faizlerin birkaç basamak inmesinin tek başına kontrolsüz bir kredi genişlemesi yaratmayacağını bildiren Soylu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK) kredi büyümesine yönelik getirdiği sınırların sürdüğünü ve bankaların kolaylıkla muslukları açma niyetinde olmadığını kaydetti.

"Konut kredisinde enflasyon beklentileri belirleyici olacak"

Konut sektörünün bu süreçte refleksleri en ağır kalan taraf olduğuna işaret eden Doç. Dr. Soylu, konut kredisi faizlerinin yüzde 40 seviyelerinde seyrettiği mevcut tabloda, haftalık repodaki gerilemenin konut alımını doğrudan hızlandırmaya yetmeyeceğini vurguladı.

Sektördeki asıl belirleyici unsurun enflasyon beklentilerindeki kalıcı iyileşme ve PPK'dan gelecek net faiz indirimi adımı olacağını dile getiren Soylu, piyasa katılımcılarının 12 ay sonrası enflasyon beklentisinin Ağustos'ta yüzde 23,95'ten yüzde 23,69'a sınırlı düşüş göstermesinin uzun vadeli bir gevşemenin habercisi olabileceğini, ancak konut satışlarını anlık canlandırmak için henüz yetersiz olduğunu ifade etti.

"Sarı ışık yandı, asıl eşik 10 Eylül"

Mevcut fonlama adımının doğrudan bir faiz indirim teyidi taşımadığını, yalnızca "sarı ışığın yandığını" gösterdiğini belirten Doç. Dr. Özgür Bayram Soylu, 10 Eylül tarihindeki PPK toplantısının borsanın seyrini, kredi hacmini ve konut sektöründeki bekleyişi netleştirecek kritik bir dönüm noktası olduğunu vurguladı.