"Tatilde çocuklarda rutin tamamen bozulmamalı"

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Selami Bayrakdar, tatilde çocukların uyku, beslenme, ekran kullanımı ve fiziksel aktivite düzeninin tamamen serbest bırakılmaması gerektiğini belirterek, "Çocuk elbette tatil yaptığını hissetmeli. Ancak özgürlük ile düzensizlik aynı şey değil. Yaz tatilinde rutinler tamamen kaldırılmamalı, biraz esnetilmeli" dedi.
Çocukların günlük yaşam düzeninde önemli değişiklikler yaşanabiliyor. Okul döneminde ders saatleri, servis, kahvaltı, akşam yemeği ve yatış saati gibi birçok doğal sınır çocukların günlük rutinini belirlerken, tatille birlikte bu sınırlar ortadan kalkabiliyor.
Liv Hospital Vadistanbul Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Selami Bayrakdar, tatilde en sık görülen değişikliklerin daha geç yatma ve uyanma, öğün atlama, abur cubur tüketiminde artış, kontrolsüz ekran süresi ve özellikle evde kalan çocuklarda fiziksel aktivitenin azalması olduğunu belirtti.
Tatilin bir gevşeme dönemi olduğunu ancak temel uyku ve günlük yaşam ritminin tamamen bozulmasının çocuklarda huzursuzluk, uyku kalitesinde bozulma, dikkat ve odaklanma sorunlarına yol açabileceğini ifade eden Bayrakdar, "Çocuk elbette tatil yaptığını hissetmeli. Ancak özgürlük ile düzensizlik aynı şey değil. Yaz tatilinde rutinler tamamen kaldırılmamalı, biraz esnetilmeli" dedi.
"Uyku saatleri bir miktar esneyebilir"
Tatilde çocukların uyku saatlerinin tamamen serbest bırakılmasını önermediğini belirten Bayrakdar, "Çocuklar bir miktar daha geç yatıp daha geç kalkabilir; bunda sorun yok. Sorun, birkaç hafta içerisinde gece ile gündüzün yer değiştirmeye başlamasıdır. Çocukların biyolojik saatini tamamen bozmak, onların büyüme ve gelişme süreçlerini olumsuz etkileyebilir" dedi.
Okul dönemine göre uyku ve uyanma saatlerinin yaklaşık bir saat esnemesinin çoğu çocuk için sorun oluşturmayacağını belirten Bayrakdar, önemli olanın yaşına uygun toplam uyku süresinin ve düzenli bir uyku-uyanıklık ritminin korunması olduğunu söyledi.
Telefon ve tabletlerin yatak odasında bulunmaması gerektiğini vurgulayan Bayrakdar, özellikle yatmadan önceki son bir saatin mümkün olduğunca ekransız geçirilmesini önerdi. Sabahları ise çocuğun çok geç saatlere kadar yatmasına izin verilmemesi ve gün ışığıyla uyanmasının desteklenmesi gerektiğini ifade etti.
"Tatil, sınırsız ekran dönemi olmamalı"
Ekran süresinde çocuğun yaşı kadar ekranın nasıl ve ne amaçla kullanıldığının da önemli olduğuna dikkat çeken Bayrakdar, Dünya Sağlık Örgütü’nün 2 yaşın altındaki çocuklarda ekran kullanımından mümkün olduğunca kaçınılmasını; 2-4 yaş grubunda ise günlük ekran süresinin bir saati geçmemesini, mümkünse daha kısa tutulmasını önerdiğini belirtti.
Okul çağındaki çocuklarda ise tek bir saat sınırından çok, ekranın uykunun, fiziksel aktivitenin, ailece geçirilen zamanın ve yüz yüze iletişimin yerini almaması; kullanılan içeriğin kaliteli ve yaşa uygun olması gerektiğini söyledi. "Tatil, ekran süresinin sınırsız olduğu bir dönem olmamalıdır" diyen Bayrakdar, sınır koyarken yasaklayıcı ve cezalandırıcı bir dil yerine alternatif sunan bir yaklaşım benimsenmesini önerdi.
Bayrakdar, ’Ekranı kapat’ demek yerine, ’Haydi şimdi sahile inelim’ veya ’Bisiklet sürelim’ gibi seçenekler üretilebileceğini belirterek, evde ekransız yemek saatleri ve yatak odası gibi ekransız alanların da kural hâline getirilebileceğini söyledi.
Anne ve babaların bu konuda örnek olmasının önemine dikkat çeken Bayrakdar, "Elinde sürekli telefon olan bir ebeveynin çocuğuna ‘tableti bırak’ demesi çoğu zaman etkili olmuyor" dedi.
"Her gün hareket etmeleri önemli"
Düzenli fiziksel aktivitenin kemik ve kas gelişimini desteklediğini belirten Bayrakdar, hareketin kalp-damar sağlığı, motor beceriler, uyku, dikkat, özgüven ve ruhsal iyilik hali üzerinde de olumlu etkileri olduğunu söyledi.
Dünya Sağlık Örgütü’nün 5-17 yaş grubundaki çocuk ve ergenlerin hafta genelinde ortalama olarak günde en az 60 dakika orta veya yüksek yoğunlukta fiziksel aktivite yapmasını önerdiğini belirten Bayrakdar, yüzmek, bisiklete binmek, yürümek, parkta oynamak, top oynamak ve arkadaşlarla koşturmanın çocuklar için son derece değerli olduğunu ifade etti.
Özellikle küçük çocuklarda serbest oyunun bazen yetişkinlerin planladığı aktivitelerden daha değerli olabileceğini vurgulayan Bayrakdar, "Çocuğun her dakikasını kurslarla doldurmak yerine biraz sıkılmasına, kendi oyununu kurmasına ve hareket etmesine de fırsat vermeliyiz" dedi.
"Ana öğünlerin yerini atıştırmalıklar almamalı"
Tatilde en sık karşılaşılan durumlardan birinin ana öğünlerin azalması ve gün boyu atıştırmanın artması olduğunu söyleyen Bayrakdar, dondurma, paketli gıdalar, şekerli içecekler ve fast food tüketiminin de doğal olarak yükseldiğini belirtti.
Mümkün olduğunca kahvaltı, öğle ve akşam yemeği düzeninin korunmasını öneren Bayrakdar, ara öğünlerde meyve, yoğurt, ayran ve kuruyemiş gibi seçeneklerin öne çıkarılabileceğini söyledi.
Dondurma gibi yaz ikramlarının tamamen yasaklanmaması gerektiğini ancak sıklığı ve porsiyonunun kontrol edilmesinin önemli olduğunu belirten Bayrakdar, paketli gıdalar yerine ev yapımı meyveli yoğurtlar, soğuk meyve dilimleri ve kuruyemişlerin alternatif olarak sunulabileceğini ifade etti.
"Sıcak havalarda çocuğun su istemesini beklemeyin"
Özellikle küçük çocuklarda vücut yüzey alanının vücut ağırlığına oranının yetişkinlerden daha yüksek olduğunu ve ısı düzenleme mekanizmalarının henüz tam olgunlaşmadığını belirten Bayrakdar, çocukların susadıklarını her zaman ifade edemediklerine dikkat çekti.
Bu nedenle çocukların sıcak çarpmasına ve sıvı kaybına daha hızlı maruz kalabileceğini söyleyen Bayrakdar, "Suyu çocuğun istemesini beklememek, gün içinde düzenli aralıklarla teklif etmek önemlidir. Sıcak havalarda yoğun fiziksel aktivite mümkünse günün daha serin saatlerine bırakılmalı ve sık molalar verilmelidir" dedi.
Güneşten korunmada gölge, şapka ve uygun giysinin ilk basamak olduğunu ifade eden Bayrakdar, altı ay ve üzerindeki çocuklarda açıkta kalan bölgelere geniş spektrumlu, en az SPF 30 güneş koruyucu uygulanmasını; yüzme ve terleme sonrasında koruyucunun yenilenmesini önerdi.
Güneş koruyucu kullanmanın çocuğun saatlerce doğrudan güneş altında kalabileceği anlamına gelmediğini vurgulayan Bayrakdar, özellikle güneş ışınlarının dik geldiği öğle saatlerinde doğrudan güneş maruziyetinin azaltılması gerektiğini söyledi.
Yaz aylarında yüzmeyle ilişkili olarak çocuklarda dış kulak yolu enfeksiyonu, gastroenteritler ve bazı deri-göz enfeksiyonlarının görülebildiğini belirten Bayrakdar, özellikle havuzlarda enfeksiyon riskinin suyun temizliği ve dezenfeksiyonuyla yakından ilişkili olduğunu söyledi.
Çocuğun ishali varsa havuza girmemesi gerektiğini belirten Bayrakdar, havuz suyunun yutulmamasının öğretilmesini, havuza girmeden önce duş alınmasını ve yüzme sonrasında özellikle kulakların iyice kurulanmasını önerdi. Islak mayoyla uzun süre kalmanın ciltte tahrişe ve nemli ortamın sürmesine neden olabileceğini belirten Bayrakdar, sudan çıktıktan sonra kuru kıyafetlerin tercih edilebileceğini söyledi.
"Havuz ve denizde en ciddi risk, boğulmadır"
Ancak havuz ve denizde enfeksiyondan daha acil ve ciddi riskin boğulma olduğunun altını çizen Bayrakdar, "Küçük bir çocuğun yanında bir yetişkinin yalnızca bulunması yetmez; kesintisiz şekilde çocuğu takip etmesi gerekir. Özellikle küçük çocuklarda telefonla ilgilenmek için birkaç dakikalığına dikkatin dağılması bile ciddi sonuçlara yol açabilir" dedi.
"Tatil ikinci bir okul dönemine dönüşmemeli"
Yaz tatilini ikinci bir okul dönemine çevirmenin doğru olmadığını belirten Bayrakdar, çocukların dinlenmeye, oyun oynamaya ve okul temposundan uzaklaşmaya gerçekten ihtiyaç duyduğunu söyledi. Bayrakdar, bununla birlikte ’üç ay boyunca kitap kapağı açmasın’ yaklaşımının da doğru olmadığını ifade etti.
Öğrenme kaybını önlemenin en sağlıklı yolunun öğrenmeyi hayatın doğal akışına entegre etmek olduğunu belirten Bayrakdar, yaşına uygun kitap okumak, ailece kelime veya kutu oyunları oynamak, seyahat edilen yerlerin tarihini araştırmak, alışverişte para hesabı yapmak ve yemek yaparken ölçüleri kullanmak gibi günlük aktivitelerin öğrenmenin devam etmesine katkı sağlayabileceğini söyledi.
Çocukların gelişiminin yalnızca akademik başarıdan ibaret olmadığına dikkat çeken Bayrakdar, arkadaşlarıyla oynarken paylaşmayı, sırasını beklemeyi, anlaşmazlık çözmeyi, kaybetmeyi, kazanmayı, iş birliği yapmayı ve kendini ifade etmeyi öğrendiklerini belirtti.
Özellikle yüz yüze ve serbest oyunun sosyal ve duygusal gelişim açısından çok değerli olduğunu vurgulayan Bayrakdar, çocuğun yaz programının tamamını yetişkinler tarafından organize edilmiş kurslarla doldurmak yerine arkadaşlarıyla özgürce oynayabileceği zamanların da bırakılmasını önerdi.
"Tatilde mükemmel programdan çok denge önemli"
Tatilde mükemmel bir programdan çok dengeyi önemsediğini belirten Bayrakdar, ailelere şu önerilerde bulundu: "Çocuk biraz daha geç yatabilir ama gece-gündüz düzeni bozulmasın. Dondurma yiyebilir ama ana öğünlerin yerini atıştırmalıklar almasın. Tablet kullanabilir ama hareketin, uykunun ve arkadaşlarının yerini ekran doldurmasın. Ders yükü azaltılabilir ama kitap, merak ve öğrenme tamamen hayatından çıkmasın."
Ailece geçirilen zamanın da çok kıymetli olduğunu belirten Bayrakdar, birlikte yüzmenin, yürüyüş yapmanın, yemek hazırlamanın, seyahat etmenin veya akşam sadece sohbet etmenin bile çocuk için hatırlanacak deneyimler oluşturabileceğini söyledi.
Bayrakdar, "Tatilin amacı çocuklara üç ay boyunca kuralsız bir hayat sunmak değil; onları dinlendirmek, hareket ettirmek, yeni deneyimler kazandırmak ve yeni okul dönemine bedenen ve ruhen iyi hazırlamaktır" dedi.