Evlilik
arifesinde nişan atan çiftlerin ve ailelerin tartışmasına sebep olan
hediyelerin iadesi konusunda Yargıtay'dan emsal bir karar çıktı. Yüksek
Mahkeme; nişanlılığın evlenme dışındaki bir sebeple sona ermesi durumunda,
nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da yakınlarının diğer
nişanlıya vermiş oldukları alışılmışın dışındaki (altın, takı) hediyelerin,
verenler tarafından geri istenebileceğine hükmetti.
Evlilik
öncesi birbirlerini tanımak amacıyla nişanlanan genç çift, düğüne kısa bir süre
kala nişanı bozdu. Aile Mahkemesi'nin yolunu tutan gelin adayı, nişan töreninde
takılan hediyelerin iadesini talep etti. Züccaciye, bohça, damat takımı, nişan
masrafı harcamalarına karşılık 22 bin 500 TL, hediye edilen saate karşılık 600
TL ve hediye edilen yüzüğe karşılık bin 900 TL talep etti. Davacı - karşı
davalı damat ise davanın reddini istedi. Mahkeme, hediyelerin iadesine
hükmetti. Karar, temyiz edilince devreye Yargıtay 2. Hukuk Dairesi girdi.
"Herkes
nişanda verdiği hediyeyi isteyebilir"
Yargıtay
kararında; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "Nişanlılık evlenme
dışındaki bir sebeple sona ererse, nişanlıların birbirlerine veya ana ve
babanın ya da onlar gibi davrananların, diğer nişanlıya vermiş oldukları
alışılmışın dışındaki hediyeler, verenler tarafından geri istenebilir"
hükmüne dikkat çekildi. Hediyelerin geri istenebilmesi için hediyelerin
alışılmışın dışında olması gerektiğinin vurgulandığı kararda; nişanının
bozulması nedeniyle hediyelerin geri verilmesine ilişkin davalarda kusur aranmayacağı
vurgulandı. Yargıtay içtihatlarında, nişan yüzüğü dışında kalan tüm altın, takı
ve ziynet eşyaları alışılmışın dışında hediye olarak kabul edildiği dile
getirildi. Nişanın bozulması nedeniyle nişanlıların birbirlerine veya ana ve
babanın ya da onlar gibi davrananların diğer nişanlıya vermiş oldukları ziynet
eşyaları verenler tarafından geri istenebileceği belirtildi.
Kararda
şöyle denildi:
"Hediyelerin
verildiği ve iade edilmediği hususu her türlü delille de ispat edilebilir.
Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını
dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla yükümlüdür. İspat yükü hayatın
olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer.
Öte yandan, ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen
kimsenin iddia ettiği olayı ispatlaması gerekir. Somut olayda; nişanda
davalı-davacıya 6 adet 22 ayar toplam 120 gram bilezik, 1 adet 22 gram tuğralı
kolye, 1 adet 22 ayar 5 gram tektaş yüzük ve 22 ayar 5 gram alyans takıldığı
ispatlanmış ve davalı-davacı tanıkları bu hediyelerin iade edilmediğini beyan
etmişlerdir. İlk Derece Mahkemesi, asıl davada yukarıda sayılan ziynetlerin
toplam bedeli olan 67 bin TL'nin davalı-davacıdan alınarak davacı-davalıya
verilmesine hükmetmiştir. Ancak, nişan yüzüğünün alışılmışın dışındaki
eşyalardan olmaması sebebiyle iadesinin gerekmediği kabul edildiği halde, nişan
yüzüğünün de iadesine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Davalı-davacı vekilinin asıl davada alyans ve karşı davadaki maddi tazminat
talebinde saat dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, İlk Derece Mahkemesi
kararının bu yönlerden kadın yararına bozulmasına karar verilmiştir."






Yorumlar