Anoreksiya Nervoza ile mücadeleyi kazanan KOÜ PDR öğrencisi Elifsu Aydoğmuş, Yeme Bozuklukları Farkındalık Haftası’nda Kocaeli’den umut veren bir farkındalık çağrısı yapıyor.

Kocaeli’de sessiz ama güçlü bir farkındalık hikâyesi filizleniyor. Kocaeli Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü 3. sınıf öğrencisi Elifsu Aydoğmuş, henüz 20 yaşında ölümle burun buruna geldiği Anoreksiya Nervoza sürecini geride bırakarak, bugün başkalarına umut olmayı amaçlıyor. 32 kiloya kadar düşen ve hayata tutunma mücadelesi veren Aydoğmuş, yaşadıklarını saklamak yerine paylaşmayı seçti. Kendi iyileşme yolculuğundan yola çıkarak başlattığı bireysel farkındalık çalışmaları, özellikle yeme bozukluklarıyla sessizce mücadele eden gençlere ve ailelere “yalnız değilsiniz” mesajı veriyor. 22-28 Şubat Yeme Bozuklukları Farkındalık Haftası öncesinde bu çağrı, Kocaeli’den yükselen güçlü bir ses olarak dikkat çekiyor.
Ölümle yaşam arasındaki ince çizgi
Elifsu
Aydoğmuş’un hikâyesi, yeme bozukluklarının ne kadar hayati sonuçlar
doğurabileceğini gözler önüne seriyor. Anoreksiya Nervoza nedeniyle hızla kilo
kaybeden ve 32 kiloya kadar düşen genç öğrenci, bir dönem yaşamla ölüm
arasındaki ince çizgide yürüdü. Fiziksel olduğu kadar psikolojik olarak da ağır
bir süreçten geçen Aydoğmuş, bu dönemi “sessiz bir savaş” olarak tanımlıyor.
Destek, tedavi ve kararlılıkla bu zorlu süreci geride bırakmayı başaran
Aydoğmuş, yaşadıklarının kendisini durdurmak yerine dönüştürdüğünü ifade
ediyor. Bugün PDR eğitimi alıyor olması ise, bu mücadelenin yalnızca kişisel
bir iyileşme değil, başkalarına uzanan bir yolculuğa dönüştüğünü gösteriyor.

Sosyal medyada başlayan farkındalık hareketi
Yaşadıklarını saklamak yerine paylaşmayı tercih eden Elifsu Aydoğmuş, sosyal medyada başlattığı paylaşımlarla kısa sürede birçok gence ve aileye ulaştı. Instagram ve YouTube üzerinden deneyimlerini anlatan Aydoğmuş, özellikle yeme bozukluklarıyla mücadele eden bireylerin kendilerini yalnız hissetmemesi için samimi bir dil kullanıyor. Paylaşımlarında mükemmel bir iyileşme hikâyesi sunmak yerine, iniş çıkışlarıyla gerçek bir süreci aktarıyor. Bu yaklaşım, benzer sorunlar yaşayan birçok kişi için güvenli bir alan oluşturuyor. Gelen mesajlar ve geri dönüşler, bu bireysel çabanın ne kadar büyük bir ihtiyaca karşılık verdiğini ortaya koyuyor.

Üniversitede seminer, sahada umut
Elifsu Aydoğmuş’un farkındalık çalışmaları sosyal medya ile sınırlı kalmadı. Geçtiğimiz dönemde Kocaeli Üniversitesi’nde, Yeme Bozuklukları Akademisi’nin önde gelen isimlerinden Senem Eke Yıldız’ın katılımıyla geniş katılımlı bir seminer düzenlenmesine öncülük etti. Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte, yeme bozukluklarının psikolojik boyutu, erken müdahalenin önemi ve destek mekanizmaları ele alındı. Bu adım, üniversite ortamında konunun daha açık konuşulmasına katkı sağladı. Aydoğmuş, bu tür çalışmalarla hem kendisine iyi gelen bir iyileşme süreci yaşadığını hem de başkalarına dokunabildiğini vurguluyor.
“Yalnız değilsiniz” çağrısı
22-28 Şubat Yeme Bozuklukları Farkındalık Haftası’nda sesini daha fazla kişiye duyurmak isteyen Elifsu Aydoğmuş’un en büyük hedefi, evlerinde bu hastalıkla sessizce mücadele eden gençlere ve ailelerine ulaşmak. Kendi ifadesiyle bir “iyileşme elçisi” olmayı amaçlayan Aydoğmuş, bu hikâyenin medyada yer bulmasının birçok hayat için dönüm noktası olabileceğine inanıyor. Kocaeli’de başlayan bu umut dolu yolculuk, yeme bozuklukları konusunda farkındalığın artması ve erken destek arayışlarının güçlenmesi adına önemli bir örnek olarak öne çıkıyor.
Anoreksiya nedir?
Anoreksiya
nervoza, kişinin kilo alma korkusu ve beden algısındaki bozulma nedeniyle
bilinçli olarak yemek yemeyi kısıtladığı, hem fiziksel hem de psikolojik
etkileri olan ciddi bir yeme bozukluğudur. Anoreksiya hastaları, tehlikeli
derecede zayıf olsalar bile kendilerini kilolu hisseder ve kilo almaktan yoğun
kaygı duyar. Bu durum, hastalığın en ayırt edici özelliği olarak kabul edilir.
Anoreksiya yalnızca zayıflama isteği değildir; düşünce biçimini, davranışları
ve günlük yaşamı etkileyen bir ruh sağlığı sorunudur. Hastalar sıkı diyetler
uygular, öğün atlar, aşırı egzersiz yapar, kusma ya da müshil kullanımı gibi
sağlıksız yöntemlere başvurabilir. Uzun süreli yetersiz beslenme; kalp ritim
bozuklukları, tansiyon düşüklüğü, saç dökülmesi, kemik erimesi, adet
düzensizliği, bağışıklık sisteminin zayıflaması ve ciddi hormonal sorunlara yol
açabilir. Genellikle ergenlik döneminde ortaya çıkan anoreksiya nervoza,
kadınlarda daha sık görülür ancak her yaşta gelişebilir. Sosyal baskılar,
travmalar, mükemmeliyetçi kişilik yapısı ve düşük benlik saygısı hastalığın
ortaya çıkmasında etkili olabilir. Tedavi süreci uzun ve çok yönlüdür;
psikiyatri, beslenme ve diyet ile tıbbi takip birlikte yürütülmelidir. Erken
tanı ve düzenli takip, hayati risk taşıyan bu hastalıkta iyileşme şansını
önemli ölçüde artırır.






Yorumlar