Ebru sanatının usta isimlerinden Hikmet Barutçugil’in eserlerinden oluşan "Suyun Hafızasında İstanbul" sergisi, Bahçeşehir Üniversitesi Kültür ve Kongre Merkezi Gazi Osmanpaşa Yalısı’nda sanatseverlerle buluştu. Hikmet Barutçugil’e ait toplam 47 eserin yer aldığı sergi açılışına sanatseverler yoğun ilgi gösterirken, İstanbul Vali Yardımcısı Avni Ulu, BAU Mütevelli Heyeti Başkanı Enver Yücel, BAU Mütevelli Heyeti Başkan Vekili Hüseyin Yücel, eşi Nurşah Yücel, BAU Rektörü Prof. Dr. Esra Hatipoğlu, BAU Mütevelli Heyeti üyeleri, akademisyenler ve sanatçılar da katıldı. Açılış konuşmaları sonrasında Hüseyin Yücel, sanatçı Hikmet Barutçugil’e hediye taktim ederken, Barutçugil ise Bahçeşehir Üniversitesi’nin renklerini kullandığı özel bir eserini Hüseyin Yücel’e hediye etti.
İstanbul’un suyla, zamanla ve hafızayla kurduğu ilişkiye odaklanan "Suyun Hafızasında İstanbul" sergisinde Hikmet Barutçugil’in İstanbul’dan ilham alan ebru çalışmaları 5 hafta süreyle ziyarete açık olacak. Sanatçının, suyun yüzeyinde oluşturduğu renk, desen ve hareketlerle İstanbul’un tarihsel birikimini ve değişen kent dokusunu farklı bir bakış açısıyla ele aldığı eserler hafta içi 09.00 ila 17.00 arası ziyaret edilebilecek.
Ebru sanatına kazandırdığı özgün teknikler ve "Barut Ebrusu" yaklaşımıyla da ebru dünyasında yerini alan Barutçugil’in eserleri dünyanın farklı ülkelerinde sergileniyor. Sanatçının çalışmalarından biri de British Museum koleksiyonunda bulunuyor.
Ebru sanatı UNESCO listesinde
Geleneksel Türk sanatlarından ebru, 2014 yılında UNESCO tarafından İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi’ne dahil edildi. Hikmet Barutçugil de Türkiye’nin "Yaşayan İnsan Hazineleri" kapsamında yer alan ebru sanatçıları arasında bulunuyor.
"İstanbul bir su şehri"
İstanbul’un su kültürüne dikkat çeken Barutçugil, "İstanbul bir su şehri. İki Boğaz, iki Karadeniz, iki Marmara ve iki Haliç kıyısı var. Su kültürünü İstanbul’a getiren Türkler sayesinde su burada çok önemli" dedi. Ebru sanatının kökenine değinen Barutçugil, "Ebru, Farsça ‘abru’ kelimesinden geliyor. ‘Ab’ su, ‘ru’ yüz demek. Bu sanat Türkistan’dan Anadolu’ya geldi, ‘Türk kağıdı’ adıyla Avrupa’ya gitti" diye konuştu.
"Ebru sanatı kaybolma tehlikesi geçirdi"
Suyun yaşam için önemini vurgulayan Barutçugil, "Su bizim için olmazsa olmaz, hayatın bir üyesidir. Ebru da tarih içinde önemli gelişmeler gösterse de yakın tarihte ciddi anlamda kaybolma tehlikesi geçirdi" ifadelerini kullandı.
Ebru sanatına başladığı yıllarda ilginin çok sınırlı olduğunu belirten Barutçugil, "1973 yılında ben bu sanata başladığımda, bu sanatla ciddi uğraşan bir tek kişi vardı. Haklı olarak kırgın, küskün ve mağdur hissediyordu" dedi.
"Tabiattaki şekillerden yeni bir ebru çeşidi ortaya çıktı"
Araştırmalarının yeni bir ebru türünü ortaya çıkardığını anlatan Barutçugil, "Daha önce yapılan ebruları araştırırken bambaşka ebrular ortaya çıktı. Bunların toprak katmanlarında, mermerlerde ve su yüzeyinde görülen doğal şekiller olduğunu fark ettik. Böylece yeni bir ebru çeşidi ortaya çıktı" açıklaması yaptı.
Serginin ortaya çıkış sürecine değinen Barutçugil, "Bu aziz şehir, aziz İstanbul, anlatmakla bitmeyen bir şehir. Bu şehrin güzelliklerini ve mimari şaheserlerini su sanatı olan ebru ile birleştirip bu sergiyi gerçekleştirdik" ifadelerini kullandı.
"Bu sergide 47 eser bulunuyor"
Sergideki eser sayısını açıklayan Barutçugil, "Bu sergide 47 tane eser bulunuyor. Bu imkânı bize sağlayan Bahçeşehir Üniversitesi’ne çok teşekkür ediyorum" dedi. Ebru sanatına ilişkin kaynakların yetersizliğine dikkat çeken Barutçugil, "Tarihimiz içinde ebru ile ilgili ciddi hiçbir kaynak yok. Bunun bir kitabını yazdım, 17 sene sürdü" dedi.
"Türkiye’de ebru ile uğraşanların sayısı 15 bini buluyor"
Ebru sanatına yönelik ilginin arttığını belirten Barutçugil, "50 sene evvel kimse bunun adını bile bilmezken, şimdi Türkiye’de ebru ile uğraşanların sayısının 15 bini bulduğu tahmin ediliyor. Sadece bir kâğıt sanatı olarak var olan ebru, şimdi kumaşa, seramiğe, ahşaba ve iç mimaride kullanılan öğelere kadar genişledi" ifadelerini kullandı.
"Uluslararası olmak için önce ulusal olmak lazım"
Türk kültürünün ve sanatının önemini vurgulayan Barutçugil, "Başkalarından ithal ettiğimiz kültürle, sanatla ne bir medeniyet kurabiliriz ne de uluslararası olabiliriz. Gençlerden de çok güzel, gayretli ve başarılı çalışmalar var. Daha da iyilerini görürüz inşallah" diyerek sözlerini sonlandırdı.
"İstanbul’a suyun, zamanın ve hafızanın üzerinden bakıyoruz"
Serginin başlığının belirlenme sürecini anlatan Bahçeşehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti Kültür Sanat Danışmanı Aslıhan Umar, "Buluşturmak istediğimiz bütün temalar serginin başlığında mevcut. İstanbul’a suyun üzerinden, zamanla, hafızayla ve mekânla bakıyoruz; onun izini takip ediyoruz. Çok değerli ebru sanatçımız Hikmet Barutçugil, sanatsal üretimiyle bizleri hem hayran bırakıyor hem de hayrete düşürüyor. Ebruyla baskıyı ve resmi buluşturan yenilikçi bir yaklaşımı var. Sanat direktörü olarak Hikmet hocamızın kendi ruhuyla birikimiyle mekânın ruhunu buluşturmaya gayret ettim" dedi.
"Gazi Osman Paşa Yalısı’nı kültürel hazineye kazandırdık"
Yalının yeniden ihya edilmesine değinen Umar, "Gazi Osman Paşa Yalısı, Bahçeşehir Üniversitesi tarafından ihya edilerek kültürel hazineye kazandırılmış bir yapı. Aynı zamanda İstanbul’un tarihi atmosferine değerli bir siluet de kazandırmış olduk. Bu yeniden ihya projesi hakikaten çok anlamlı, çok değerli. Bir yapıya böyle bir ruh vermek bizim için de çok güzel oldu" dedi.
"Burayı yaşayan bir yer olarak dönüştürmek istiyoruz"
Yalının yalnızca tarihi bir yapı olarak görülmediğini belirten Umar, "Burayı yaşayan bir yer olarak dönüştürmek istiyoruz. Kültürle, sanatla ve eğitimin farklı disiplinleriyle bu yapıyı yaşayan bir yapı olarak kullanmak istiyoruz. Bu sergimizin de en büyük amacı bu" ifadelerini kullandı.






Yorumlar