Bazen kelimeler boğazımıza düğümlenir. Bağırarak konuşmak isteriz ama sesimiz çıkmaz. İşte tam o anlarda gözlerimiz devreye girer. Yalansız, korkusuz ve dosdoğru anlatır her şeyi ama anlayabilene.
Şiirlere konu olan, kelimeleri süsleyen, romanların özellikle vurguladığı o
gözler; mutluluğumuzu, korkularımızı, utancımızı, suçluluğumuzu ve en önemlisi
de aşkımızı kusursuzca ele verir. Farkına varmak gerekir. Hepimizin hayatında
gözlerimizi güldüren, yanında huzur bulduğumuz, gözlerinin içine bakıp bir
anlığına dünyayı unuttuğumuz insanlar olmuştur. Peki, o anlarda siz bunun
farkına varabildiniz mi?
Mesela hayatınızda her sabah gördüğünüz ama adını hiç bilmediğiniz, selam vermekten çekindiğiniz ama gözlerine bakmaktan kendinizi alıkoyamadığınız biri olmadı mı? Gözlerinin güzelliğine şiirler yazabilmek, saçlarını okşarken gözlerinin içine doyasıya bakabilmek istediğiniz biri olmadı mı? İlla ki olmuştur, aşkla baktığınızı anlayabildi mi peki? Hayır. Gözler anlatır, anlayabilene… “Gözlerine sığdırdım sevgimi; sen bakışlarımda bile fark etmedin.” Anlaşılabilmek için illa ilk kelimelerle mi ifade etmek gerekiyor? Sanırım, gözlerimizin konuştuğu dili öğrenmemiz gerekiyor.
Utandığı için, kelimeler boğazına düğümlendiği için, kaç âşık kavuşamamıştır? Kim
bilir… Ama bakışıyla ümit veren, güzel gözleriyle yüreği yakıp kavuranlar
kavuşur, kavuşmalıdır...






Yorumlar