Yalova'da 3
polisin şehit olduğu terör örgütü DEAŞ operasyonunun ardından yürütülen
soruşturma kapsamında Kocaeli'de tutuklanan ve hakkında 15 yıla kadar hapis
cezası istenen sanık Rıza Turgay L., delil yetersizliğinden beraat etti. Seyyar
satıcı olan sanık, çatışmada öldürülen teröristle olan telefon irtibatını ise
"Bana hurma fiyatı sormak için aradığını düşünüyorum" sözleriyle
savundu.
Kocaeli 2.
Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya, "silahlı terör örgütüne üye
olma" suçundan yargılanan tutuklu sanık Rıza Turgay L. (45) ile avukatı
Gizem Dirbisoğlu katıldı.
İddianameden
detaylar
Duruşmada,
terör örgütü DEAŞ'ın hücresel yapılanmasına dikkat çekilen iddianamenin
detayları okundu. İddianamede, 29 Aralık 2025'te Yalova'daki çatışmada etkisiz
hale getirilen terörist Zafer Umutlu'nun kullandığı "@zafer_ebuhafsa"
uzantılı Telegram hesabında ses kaydının bulunduğu, örgütsel paylaşımlar
yapıldığı ve şahsın bir sosyal medya grubuna da üye olduğu belirtildi.
Soruşturma
dosyasında ayrıca, terörist Zafer Umutlu'nun Temmuz 2025'te Semih Can Y.'den
100 bin lira borç istediği, Semih Can Y.'nin HTS kayıtları incelendiğinde ise
sanık Rıza Turgay L. ile iletişimde olduğunun tespit edildiği bilgisi yer aldı.
Sanığın Kocaeli'nin Darıca ilçesindeki evinde 31 Aralık 2025'te yapılan
aramalarda ise terör örgütü DEAŞ'ın flaması, amblemini içeren ve suç unsuru
olduğu değerlendirilen üzerinde Arapça yazılı siyah bere ile metal anahtarlık
ele geçirildiği kaydedildi.
Ayrıca,
iddianamedeki dijital verilerde ise L.'nin rehberinde Yalova'daki çatışmanın
faillerinden Zafer Umutlu'nun "Zafer Yalova" adıyla kayıtlı olduğu ve
ikili arasında 26 Şubat - 14 Aralık 2025 tarihleri arasında WhatsApp üzerinden
irtibat kurulduğu ifade edildi.
"Teröristin
beni hurma fiyatı sormak için aradığını düşünüyorum"
Kimlik
tespitinde aylık 20 bin lira geliri olduğunu ve seyyar satıcılık yaptığını
belirten sanık Rıza Turgay L., hakkındaki suçlamaları reddederek, terör
örgütüyle hiçbir bağlantısının ve irtibatının bulunmadığını savundu. HTS
kayıtlarında irtibatı tespit edilen terörist Zafer Umutlu'yu tanımadığını öne
süren sanık savunmasında, "Zafer Umutlu'yu tanımıyorum. Olay sonrası
araştırdığımda benden hurma fiyatını sormak için arayan şahıslardan olduğunu
düşünüyorum. Semih Can Y.'yi ise tanıyıp tanımadığımı bilmiyorum ancak Semih
adlı kendisine telefon parçası sattığım bir şahıs vardır, soruşturma aşamasında
bundan bahsetmiştim, bu şahısla görüşmüşsem iş nedeniyledir, hiçbir yere ortak
seyahatimiz olmadı. Mehmet Cami Sordabak'ı ise tanımıyorum. 4 kez irtibatımın telefon
malzemesi satışından dolayı olabileceğini düşünüyorum" dedi.
"Bere
ve anahtarlığı Eminönü'nden aldım"
Sanık,
savunmasına şöyle devam etti:
"Telefonumda
tespit edilen videonun örgütsel bir yönü yoktur, ne şekilde telefonuma
geldiğini hatırlamıyorum. İnternet sitelerinden gezindiğim linklerden
yanlışlıkla basmam nedeniyle telefonuma inmiş olabilir, bilinçli şekilde
kaydetmedim. İddianamede belirtilen anahtarlık ve berenin örgüt mensuplarınca
kullanıldığını soruşturma aşamasında öğrendim. Ben bunları Eminönü'nden satın
aldım, suç oluşturduğunu bilmiyordum. Üzerlerinde DEAŞ ile ilgili hiçbir şey
yazmaz. Ben daha önce DEAŞ'a üyelik suçundan yargılandım ve hakkımda beraat
kararı verildi, kesinleşti. Suçsuzum, beraatimi talep ediyorum."
"Bere
ve anahtarlık hala internet siteleri üzerinden de satılan eşyalardır,
bakılabilir"
Sanık
avukatı Gizem Dirbisoğlu da müvekkilinin savunmasına katıldığını belirterek,
"İddianamede suçlamaya dayanak yapılan bere ve anahtarlık hala internet
siteleri üzerinden de satılan eşyalardır, bakılabilir. Ayrıca Mehmet Cami
Sordabak ve Zafer Umutlu ile müvekkilimin birebir irtibatı yoktur, geniş
kapsamlı Whatsapp grubunda yer almaları nedeniyle irtibatlı olduğu tespit
edilmiştir. İddianame içeriğinde de internet tabanlı programlar üzerinden
iletişimi olduğu tespiti yapılmış olup bu savunmamızı doğrulamaktadır, örgüte
üye olduğuna dair somut hiçbir delil yoktur, beraatini ve tahliyesini talep
ediyoruz" diye konuştu.
Karar
açıklandı
Esas
hakkındaki mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, sanığın silahlı terör
örgütü DEAŞ'ın hiyerarşik yapısı altında faaliyet yürüttüğünü ve örgüt içindeki
eylemlerini örgütün amaç ile hedeflerini bilerek, isteyerek gerçekleştirdiğini
belirterek, "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan
cezalandırılmasını ve tutukluluk halinin devamını istedi.
Dosyayı
inceleyen mahkeme heyeti ise sanığın isnat edilen suçu işlediğine dair
savunmasının aksini ispatlayan, mahkumiyetine yeterli açık, kesin ve inandırıcı
delil elde edilemediğinden "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi
gereğince sanığın beraatine ve tahliyesine karar verdi.
.png)






Yorumlar